Zirkonyum Kaplama Nedir ve Hangi Diş Problemlerinde Tercih Edilir?
Zirkonyum kaplama, diş dokusuna yapısal olarak uyum sağlayan ve ışık geçirgenliği sayesinde doğal mine görünümünü taklit edebilen beyaz renkli zirkonyum dioksit altyapısı kullanılarak hazırlanan protetik bir restorasyon işlemidir. İnsan vücudu ile yüksek biyolojik uyum gösteren bu materyal, estetik beklentilerin ön planda tutulduğu durumlarda klasik metal altyapılı uygulamalara güçlü bir alternatif oluşturmaktadır. Dişlerde meydana gelen geniş madde kayıplarında, dolgu ile onarılamayacak büyüklükteki kırıklarda, aralıklı diş dizilimlerinin (diastema) yeniden düzenlenmesinde ve kanal tedavisi sonrasında rengi koyulaşmış dişlerin restorasyonunda sıklıkla bu yönteme başvurulur. Yapısındaki beyaz alaşım, diş eti sınırında oluşabilecek gri veya mor yansımaların önüne geçerek, gülüş hattında bütüncül ve doğal bir form elde edilmesine yardımcı olur.
Estetik diş hekimliği uygulamaları arasında geniş bir kullanım alanına sahip olan zirkonyum, sadece ön grup dişlerde değil, çiğneme kuvvetlerinin yoğun olduğu arka azı dişlerinde de dayanıklılığı sebebiyle fonksiyonel bir seçenek sunmaktadır. Hastalar genellikle mevcut metal destekli kaplamalarının yarattığı mat görünümden rahatsız olduklarında veya diş etlerinde meydana gelen estetik uyumsuzluklar neticesinde kliniklare başvurmaktadır. Gelişen dijital diş hekimliği teknolojileri sayesinde zirkonyum bloklar, bilgisayar destekli sistemler (CAD/CAM) ile milimetrik hassasiyetle kazınarak hastanın mevcut diş anatomisine birebir uygun formlarda üretilebilmektedir.
Ankara’da Zirkonyum Kaplama Süreci Hangi Aşamalarla İlerlemektedir?
Süreç, detaylı bir ağız içi muayene ile başlamakta, dişlerin belirli oranlarda prepare edilmesi (küçültülmesi), dijital veya konvansiyonel yöntemlerle ölçülerin alınması, laboratuvar aşamasında altyapı ve porselen provalarının yapılması ve son olarak restorasyonun özel dental simanlarla dişe sabitlenmesi adımlarını içermektedir. Ankara lokasyonunda yürütülen planlamalarda, Dr. Dt. Burçin Öncül hastanın yüz hatlarını, dudak yapısını ve gülüş dinamiklerini dikkate alarak kişiye özel bir restorasyon takvimi oluşturmaktadır. Tedaviye başlanmadan önce ilgili dişlerdeki çürükler temizlenir, diş eti sağlığı değerlendirilir ve ağız ortamı protetik işlemlere hazır hale getirilir.
Dişlerin hazırlanması aşamasında hekim, dişin tüm yüzeylerinden zirkonyum materyalinin kalınlığına uygun olacak şekilde bir aşındırma işlemi gerçekleştirir. Bu aşındırma sonrasında alınan ölçüler laboratuvara iletilirken, hastanın klinikten dişsiz ayrılmaması ve hassasiyet yaşamaması adına aynı seans geçici kaplamalar yapılarak dişlerin üzerine yerleştirilir. Laboratuvar ortamında hazırlanan zirkonyum altyapı, ikinci seansta hastanın ağzında prova edilerek diş etleriyle uyumu ve sınırları kontrol edilir. Altyapının uygun bulunmasının ardından üzerine işlenen estetik seramik tabaka ile birlikte son prova yapılır; hastanın renk ve form konusundaki beklentileri karşılandığında kalıcı yapıştırma işlemine geçilir.
Metal Destekli Porselenler ile Zirkonyum Kaplamalar Arasındaki Farklar Nelerdir?
Temel yapısal farklılık, çiğneme direncini sağlamak üzere kullanılan altyapının malzemesinden kaynaklanmakta olup; metal destekli kaplamalarda ışığı bloke eden gri renkli krom-kobalt alaşımları kullanılırken, zirkonyum kaplamalarda ışık geçirgenliğine sahip doğal diş rengine uyumlu beyaz alaşımlar yer almaktadır. Geleneksel metal altyapılı restorasyonlar, yapılarındaki gri metalin dışarıdan yansımaması için opak (ışık geçirmeyen) bir tabaka ile örtülmek zorundadır. Bu durum, özellikle gün ışığı ve spot aydınlatmalar altında dişin doğal canlılığından uzaklaşıp daha mat ve donuk bir görünüme bürünmesine yol açabilmektedir.
Zirkonyum sistemlerde ise altyapının beyaz ve yarı şeffaf olması, üzerindeki seramik tabakanın ışığı doğal mine gibi kırmasına ve derinlik algısı oluşturmasına imkan tanır. Biyolojik uyum açısından da farklılıklar söz konusudur. Metal altyapılar bazı hastalarda diş eti kenarlarında irritasyona ve zamanla gri bir hattın oluşumuna neden olabilirken, zirkonyum doku dostu yapısı sayesinde diş eti ile sağlıklı bir adaptasyon süreci geçirir. Bu özellikler hastaların uzun vadeli estetik beklentilerini karşılama noktasında belirleyici rol oynamaktadır.
| Karşılaştırma Parametresi | Metal Destekli Kaplamalar | Zirkonyum Kaplamalar |
|---|---|---|
| Işık İletkenliği | Metal tabaka ışığı yansıtır, mat bir görünüm oluşur. | Işığı geçirerek doğal dişe benzer bir derinlik sunar. |
| Diş Eti Uyumu | Diş eti seviyesinde koyu renkli bir çizgi oluşumuna yatkındır. | Doku ile bütünleşir, beyaz altyapı sayesinde kararma yapmaz. |
| Alerjik Reaksiyon | Nikel içeren bazı alaşımlar hassas bireylerde reaksiyon oluşturabilir. | Yüksek biyouyumluluğu ile alerjik etki oluşturması beklenmez. |
| Ağırlık Hissi | Metal alaşımından dolayı ağızda nispeten daha ağır bir his yaratabilir. | Hafif yapısı sayesinde doğal dişlerle bütünleşik bir konfor sağlar. |
Zirkonyum Kaplama Uygulaması Sırasında Hastalar Neler Hisseder?
İşlem yapılacak bölgeye lokal anestezi uygulandığından, sinir iletimi geçici olarak durdurulur ve hastalar dişin küçültülmesi aşamasında yalnızca dental aletlerin yarattığı titreşim ile su spreylemesinin serinliğini algılar. Diş hekimliğindeki modern anestezi teknikleri, çalışma alanında konforlu bir sürecin sürdürülmesine zemin hazırlar. Anestezik solüsyonun etkisini göstermesiyle birlikte hekim işlemi başlatır; bu süre zarfında hastanın ağzının açık kalması dışında rahatsız edici bir deneyim yaşanması öngörülmez.
Diş aşındırma işlemi tamamlanıp anestezi yavaş yavaş vücuttan atılmaya başladığında, mine tabakasının bir kısmı uzaklaştırıldığı için dişte geçici bir hassasiyet meydana gelmesi fizyolojik bir durumdur. Ancak klinikte hekim tarafından hazırlanan ve hemen dişe adapte edilen geçici akrilik kaplamalar, açığa çıkan yüzeyleri dış etkenlerden koruyarak sıcak ve soğuk havaya karşı bir bariyer görevi görür. Tedavinin ilerleyen seanslarında yapılan provalarda ise, sadece kaplamanın dişe yerleştirilip çıkarılması sırasındaki mekanik temaslar hissedilmektedir.
Estetik Diş Hekimliğinde Zirkonyumun Işık Geçirgenliği Neden Önem Taşır?
Doğal bir dişin canlı ve boyutlu görünmesinin temel nedeni mine tabakasının ışığı geçirip altındaki dentin tabakasına iletmesidir; zirkonyum materyali de bu optik özelliği taklit edebildiği için, estetik çalışmalarda dişin yapay durmasının önüne geçerek yüze uyumlu bir doğallık katmaktadır. Donuk ve opak (ışık geçirmeyen) materyaller, ortam ışığını sadece yüzeyden geri yansıtır. Bu da kaplamanın ağız içerisinde cansız ve porselen bir obje gibi algılanmasına neden olur.
Gülüş tasarımı planlamalarında hastanın yaş, cinsiyet ve ten rengi gibi fiziksel özellikleri kadar, dişlerin ortam ışığı altındaki davranışı da büyük önem taşır. Zirkonyumun yarı saydam yapısı, üzerine işlenen seramiğin tonlarıyla birleştiğinde, komşu doğal dişlerin renk geçişleriyle bütünlük sağlar. Özellikle fotoğraf çekimlerinde, güneş ışığında veya güçlü aydınlatmalar altında, zirkonyum kaplamalar kendi içlerinde bir derinlik barındırdığı için yapay bir parlama yapmaz ve gülüşün estetik harmonisini destekler.
Zirkonyum Kaplama Yapılacak Dişlerin Hazırlık Süreci Nasıl Planlanır?
Hazırlık evresi, dişin radyografik incelenmesiyle başlayıp, mevcut restorasyonların veya çürüklerin temizlenmesi, diş etlerinin şekillendirilmesi ve son olarak zirkonyum kalınlığına uygun homojen bir diş küçültme (preparasyon) işleminin gerçekleştirilmesini kapsar. Sağlam bir temel oluşturmak, üzerine gelecek olan protetik yapının uzun vadeli kullanımını doğrudan etkilemektedir. Dişte geniş bir çürük varsa öncelikle bu doku temizlenir ve hekim tarafından dişe özel dolgu (kor build-up) yapılarak dişin formu desteklenir.
Bununla birlikte, estetik bir sonuç elde etmek için sadece dişin değil, dişi çevreleyen diş etinin de sağlıklı ve simetrik olması gereklidir. Gülümseme hattında diş eti seviyeleri asimetrik ise, preparasyon işlemine geçilmeden önce ufak diş eti düzenlemeleri (gingivektomi) yapılarak dokuların aynı seviyeye getirilmesi planlanabilir. Tüm bu zemin hazırlıkları tamamlandıktan sonra, hekim özel frezler kullanarak dişi, diş eti sınırıyla uyumlu bir basamak şeklinde (chamfer preparasyon) küçültür. Bu basamaklı hazırlık, kaplamanın dişe bir şapka gibi pürüzsüzce oturmasını ve kenar uyumunun ideal olmasını destekler.
Zirkonyum Kaplamaların Günlük Bakımı ve Temizliği Nasıl Yapılmalıdır?
Ağız hijyeni rutini, doğal dişlerde olduğu gibi günde en az iki kez florürlü diş macunu ile fırçalama, kaplamaların arayüzeyleri için diş ipi kullanımı ve köprü gövdelerinin altını temizlemek üzere özel arayüz fırçalarının düzenli kullanımı şeklinde devam ettirilmelidir. Zirkonyum yüzeyi oldukça pürüzsüz ve plak tutulumuna karşı dirençli olsa da, bakteri plağı genellikle kaplamanın bittiği ve diş etinin başladığı sınır bölgelerinde birikme eğilimi gösterir. Bu bölgedeki hijyen eksikliği, diş eti iltihaplarına ve doku çekilmelerine zemin hazırlar.
Köprü formundaki zirkonyum restorasyonlarda, diş eksikliğinin olduğu bölgeye yaslanan gövde kısmının altı gıda birikimine müsaittir. Hastaların, bu bölgeler için üretilmiş ucu sertleştirilmiş özel diş iplerini (superfloss) kullanarak gövde altlarını her gün düzenli olarak temizlemesi önerilmektedir. Aşağıdaki adımlar, restorasyonların bakımını ve çevre dokuların sağlığını korumaya destek niteliğindedir:
- Yumuşak Fırça Kullanımı: Diş etlerini tahriş etmeden sınır bölgelerini temizlemek için yumuşak veya orta sertlikte diş fırçaları tercih edilmelidir.
- Mekanik Arayüz Temizliği: Yan yana duran zirkonyum dişlerin arası, plak birikimini önlemek adına düzenli olarak dental ipler ile temizlenmelidir.
- Ağız Gargaraları: Diş fırçalama ve diş ipi rutinine ek olarak, hekimin önereceği alkolsüz ağız suları kullanımı bakteri popülasyonunu dengede tutmaya yardımcı olur.
- Aşındırıcı Macunlardan Kaçınma: İçerisinde iri granüller bulunan beyazlatıcı macunlar yerine, jel formunda ve standart florür içeren macunlar kullanılmalıdır.
- Periyodik Hekim Kontrolü: Ortalama 6 ayda bir kliniğe başvurularak kaplamaların kenar uyumu, ısırma dengesi ve genel ağız sağlığı değerlendirilmelidir.
Zirkonyum Kaplama Uygulamasında Renk Seçimi Hangi Kriterlere Göre Belirlenir?
Renk seçimi yapılırken hastanın ten rengi, yaş faktörü, göz bebeklerinin tonu, yüz simetrisi ve kaplama yapılmayacak olan komşu doğal dişlerin mevcut renk skalası bir bütün olarak değerlendirilerek doğal uyum yakalanması hedeflenir. Dr. Dt. Burçin Öncül, kliniğinde renk seçimi yaparken özellikle gün ışığı koşullarından faydalanmayı veya özel dental aydınlatmalar kullanmayı tercih ederek, yanıltıcı gölgelerin önüne geçmektedir. Hastaların “en beyaz diş” beklentisi zaman zaman doğallıktan uzak, yapay bir görünüme neden olabileceği için, hekim-hasta iletişimi bu aşamada büyük bir önem taşır.
Tek bir dişe zirkonyum kaplama yapılacağı durumlarda, diğer dişlerle birebir uyumu sağlamak adına teknisyen ile fotoğraf destekli bir çalışma yürütülür. Dişlerin farklı bölgeleri farklı ışık geçirgenliklerine ve renklere sahiptir; örneğin dişin kole (kök) bölgesi daha sarımsı iken, kesici uçlara doğru renk şeffaflaşarak gri/mavi tonlara döner. Kaliteli bir zirkonyum restorasyonda bu renk geçişleri laboratuvar ortamında el işçiliği ile tek tek işlenerek doğal mine taklit edilir.
Geçici Kaplamaların Zirkonyum Tedavi Sürecindeki İşlevi Nedir?
Ölçü alımı ile kalıcı zirkonyumların takılması arasındaki laboratuvar sürecinde dişleri sıcak, soğuk ve asidik dış etkenlerden korumak, çiğneme fonksiyonunun kesintisiz devamını sağlamak ve dişsiz görüntüyü engelleyerek estetik bütünlüğü korumak geçici kaplamaların temel işlevleridir. Dişlerin küçültülmesi işlemi sonrasında mine tabakası uzaklaştığı için, altta kalan dentin tübülleri açığa çıkar. Bu tübüllerin korunmaması, ağız içerisindeki hava akımında bile hastanın sızlama hissetmesine neden olabilir.
Geçici dişler aynı zamanda diş etlerinin şeklini koruması açısından da kritik bir görev üstlenir. Diş küçültüldüğünde etrafındaki diş eti destek bulamazsa formunu kaybedebilir veya dişin üzerine doğru büyüyebilir. Geçiciler, diş etine baskı yaparak bu dokunun istenilen formda kalmasını sağlar ve kalıcı zirkonyum provasında hekimin işini oldukça kolaylaştırır. Akrilik bazlı olan bu geçici restorasyonlar, kalıcıları takılana kadar zayıf yapıştırıcılarla sabitlenir, böylece hekim seans sırasında kolayca çıkarıp takabilir.
Zirkonyum Kaplama Kullanımında Beslenme Alışkanlıkları Nasıl Düzenlenmelidir?
Tedavi süreci tamamlanıp kalıcı restorasyonlar yapıştırıldıktan sonra standart beslenme düzenine dönülebilir; ancak restorasyonun mikro yapısını korumak adına çok sert objeleri dişle kırmak, buz veya kalem ısırmak gibi aşırı basınç uygulayan davranışlardan kaçınılması tavsiye edilmektedir. Zirkonyum, bükülme ve basınca karşı doğal dişe yakın bir direnç gösterse de, yapısal olarak bir seramik türevidir. Bu sebeple ters ve ani makaslama kuvvetleri, materyalin kenarlarında ufak parça kopmalarına (chipping) yol açabilir.
Özellikle ön bölgedeki estetik restorasyonlarda, bütün bir elmayı veya sert bir havucu doğrudan ön dişlerle kopararak ısırmak yerine, dilimleyerek arka dişlerle çiğnemek, restorasyona binen stres yükünü azaltır. Geçici dişlerin kullanıldığı ara dönemde ise, geçici yapıştırıcıların sökülebilir özellikte olması sebebiyle, yapışkan gıdalardan (lokum, sakız, jelibon vb.) uzak durulması kaplamanın yerinden çıkmaması açısından oldukça önemlidir.
| Beslenme Durumu | Geçici Kaplama Dönemi Önerileri | Kalıcı Zirkonyum Dönemi Önerileri |
|---|---|---|
| Yapışkan Gıdalar | Geçiciyi yerinden oynatabileceği için tüketimden uzak durulmalıdır. | Serbestçe tüketilebilir, özel yapıştırıcılar dirençlidir. |
| Aşırı Sert Yiyecekler | Akrilik malzeme kırılgandır, kesinlikle sert gıda çiğnenmemelidir. | Doğal dişi kırabilecek kabuklu/sert objelerden kaçınılmalıdır. |
| Sıcak/Soğuk İçecekler | Ani ısı değişimleri sızlamaya yol açabilir, ılık tüketim önerilir. | Normal rutinde tüketilebilir, hassasiyet yapması beklenmez. |
Diş Eti Çekilmesi Durumunda Zirkonyum Kaplamalar Nasıl Bir Görünüm Sunar?
Zirkonyumun iç yapısı doğal diş renginde beyaz olduğu için, ilerleyen yıllarda fizyolojik veya hatalı fırçalamaya bağlı diş eti çekilmeleri yaşansa dahi, açığa çıkan sınır bölgesinde metal altyapılarda görülen gri ve estetik dışı çizgi oluşumu gözlemlenmez. Doku uyumu sayesinde diş etinin kaplama etrafında sağlıklı bir formda kalması kolaylaşır. Ancak diş eti belirgin bir şekilde gerilerse, dişin kendi kök yüzeyi açığa çıkabilir. Bu durum hastanın kendi diş kök renginin görünmesine neden olur.
Böyle bir anatomik değişim yaşandığında, hastanın ağız içi durumu hekim tarafından değerlendirilir. Eğer açığa çıkan kök yüzeyinde çürük riski yoksa ve hastayı rahatsız eden estetik bir asimetri oluşmamışsa rutin bakıma devam edilir. İhtiyaç duyulan vakalarda ise, uyumu bozulan ve diş eti sınırı değişen kaplamanın yerine, yeni seviyeye uygun bir zirkonyum restorasyon planlanarak estetik bütünlük yeniden sağlanır.
Zirkonyum Kaplamaların Dayanıklılığını ve Sürecini Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Hastanın günlük ağız bakım rutinlerine ne ölçüde sadık kaldığı, uyku sırasında diş gıcırdatma (bruksizm) gibi istemsiz parafonksiyonel alışkanlıkların varlığı ve düzenli klinik kontrollerin aksatılmaması, restorasyonların uzun vadeli kullanımını doğrudan etkileyen dinamiklerdir. Ağız ortamı, sürekli asit ataklarına, ısı değişimlerine ve milyonlarca çiğneme hareketine maruz kalan dinamik bir yapıdır. Bu döngü içerisinde zirkonyum kaplamalar materyal olarak özelliklerini korusa da, altındaki destek dokular ve yapıştırıcı simanlar çevresel faktörlerden etkilenir.
Bruksizm problemi olan hastalarda, çiğneme kaslarının uyguladığı orantısız güç dişler üzerinde muazzam bir baskı yaratır. Bu durum, zamanla kaplamanın üzerindeki seramik tabakada mikro çatlaklara veya kaplamanın tutuculuğunu sağlayan yapıştırıcının zayıflamasına neden olabilir. Ankara’da gerçekleştirilen protetik tedavilerin bitiminde, Dr. Dt. Burçin Öncül diş sıkma tespiti yapılan hastalara, uyku sırasında bu basıncı emerek kaplamaları koruyan şeffaf gece plakları önermektedir. Doğru endikasyonla yapılan ve iyi korunan restorasyonlar, hastalara yıllar boyunca güvenli bir fonksiyon sunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Zirkonyum kaplama süreci ortalama kaç gün sürmektedir?
Hastanın ağız yapısına ve yapılacak kaplama sayısına göre değişmekle birlikte, ölçü alımından kalıcı yapıştırma aşamasına kadar geçen süre laboratuvar provaları dahil ortalama 5 ila 7 gün aralığında tamamlanmaktadır.
2. Kaplamalı dişlerimde çay veya kahveden dolayı sararma olur mu?
Zirkonyumun üzerini örten porselen tabakanın dış yüzeyi cilalı ve camsı bir dokuya sahip olduğu için renklendirici gıdalara karşı oldukça dirençlidir ve standart diş fırçalama rutiniyle yüzeyde renk değişimi olması beklenmez.
3. Zirkonyum tedavisi uygulanan dişe kanal tedavisi yapılması zorunlu mudur?
Kaplama yapılacak her dişe kanal tedavisi uygulanması gerekmez; sadece dişte pulpa dokusuna kadar ilerlemiş derin bir çürük veya enfeksiyon varsa kaplama öncesinde kanal tedavisi planlanmaktadır.
4. Diş eti hastalığı olan kişilere zirkonyum yapılabilir mi?
Protetik işlemlerden önce diş etlerinin sağlıklı olması büyük önem taşır; bu nedenle öncelikle diş taşı temizliği ve gerekli diş eti tedavileri (periodontal tedavi) tamamlanır, dokular iyileştikten sonra zirkonyum ölçü aşamasına geçilir.
5. Kaplama yapıldıktan sonra dişlerimde ağız kokusu problemi yaşar mıyım?
Zirkonyum materyalinin kendisi herhangi bir kokuya neden olmaz, doku uyumu da yüksektir; ancak arayüzeylerde ve diş eti sınırında biriken gıda artıkları iyi temizlenmezse plak birikimine bağlı ağız kokusu oluşabilir.
6. Eski metal destekli kaplamalarımı zirkonyum ile değiştirebilir miyim?
Estetik olarak beklentiyi karşılamayan, diş eti uyumu bozulmuş veya gri çizgi oluşturmuş mevcut metal altyapılı kaplamalar hekim tarafından sökülerek yerlerine doku uyumlu zirkonyum kaplamalar planlanabilmektedir.
7. Eksik dişlerin yerine yapılan köprülerde zirkonyum kullanılabilir mi?
Sahip olduğu yüksek bükülme direnci ve mekanik dayanıklılık sayesinde, tek diş restorasyonlarının yanı sıra diş eksikliklerini tamamlayan üç veya daha fazla üyeli köprü çalışmalarında da zirkonyum başarıyla kullanılmaktadır.
8. Kaplama işlemi bittikten hemen sonra yemek yiyebilir miyim?
Kalıcı yapıştırıcı (simantasyon) işlemi uygulandıktan sonra materyalin tam olarak sertleşmesi için genellikle hekim tarafından belirtilen birkaç saatlik sürenin ardından normal beslenme rutinine geçiş yapılabilir.
9. Gebe kadınlarda zirkonyum kaplama işlemi yapılmasında sakınca var mıdır?
Hamilelik sürecinde, özellikle ikinci trimester adı verilen 3-6 aylık dönemde, gebeliği takip eden hekimin onayı alınarak uygun lokal anesteziklerle gerekli restoratif uygulamalar gerçekleştirilebilmektedir.
10. Zirkonyum dişlerin temizliği için özel bir sıvı veya bakım ürünü gerekli midir?
Günlük rutinde kullandığınız diş fırçası, normal bir diş macunu ve diş ipi yeterlidir; ekstra özel bir temizleme sıvısı veya bakım ürününe ihtiyaç duyulmadan ağız hijyeni rahatlıkla sürdürülebilir.
11. Gülüş tasarımı estetiğinde neden zirkonyum tercih edilmektedir?
Doğal mine tabakasının optik özelliklerini çok iyi taklit etmesi, ışık yansımalarını doğal diş gibi yönetmesi ve dudak, yüz simetrisine uygun formlarda üretilebilmesi sebebiyle estetik planlamalarda öncelikli seçenekler arasındadır.
12. İmplant üstü protezlerde zirkonyum kullanılabilir mi?
Çene kemiğine yerleştirilen titanyum implantların üzerine abutment adı verilen ara parçalar yerleştirildikten sonra, bu parçaların üzerine estetik ve biyolojik uyumu sağlamak amacıyla zirkonyum restorasyonlar güvenle uygulanmaktadır.
13. Dişlerim aralıklı (diastemalı), bu durum zirkonyum ile düzeltilebilir mi?
Ortodontik tedavi (tel tedavisi) tercih etmeyen hastalarda, dişler arasındaki boşluklar laboratuvar ortamında milimetrik olarak tasarlanan zirkonyum kaplamalar ile estetik bir biçimde kapatılabilmektedir.
14. Kaplamanın altındaki kendi dişim çürür mü?
Kaplama dişin etrafını sararak korur ancak kaplamanın bittiği diş eti sınırında plak birikimi oluşursa, asit atakları yapıştırıcıyı geçerek alttaki doğal dişin uzun vadede çürümesine zemin hazırlayabilir.
15. Zirkonyum kaplamalar ağızda alerjik bir reaksiyona neden olur mu?
Biyouyumluluğu tıp ve diş hekimliği alanında kanıtlanmış bir materyal olan zirkonyum, doku dostu bir yapıya sahip olduğundan diş etinde veya ağız mukozasında herhangi bir alerjik tepkime oluşturması beklenen bir durum değildir.