İmplant Tedavisi Öncesinde ve Sonrasında Ağız Sağlığı

İmplant Tedavisi Öncesinde ve Sonrasında Ağız Sağlığı Nasıl Yönetilmelidir?

Sağlıklı bir sindirim sisteminin, net bir konuşmanın ve estetik bir yüz görünümünün temeli, eksiksiz ve sağlıklı bir diş dizilimine dayanır. Çeşitli etkenlere bağlı olarak diş kayıpları yaşandığında, çene kemiğinin doğal yapısını korumak ve yitirilen fonksiyonları geri kazandırmak amacıyla titanyum yapay kök uygulamaları günümüz diş hekimliğinin en değerli araçlarından biri haline gelmiştir. Ancak bu sürecin uzun yıllar boyunca sağlıklı bir şekilde ağızda kalabilmesi, sadece klinik operasyonun başarısına değil, hastanın kendi ağız sağlığına gösterdiği özene de sıkı sıkıya bağlıdır. Ankara lokasyonunda hizmet veren Dr. Dt. Burçin Öncül, hastalarının teşhis ve planlama süreçlerini yürütürken, tedavinin her aşamasında ağız hijyeninin önemine vurgu yapmaktadır. Biyolojik uyumun sağlanması, kemik dokusunun korunması ve estetik diş etlerinin sürdürülebilirliği için tedavi öncesindeki hazırlık dönemi ve tedavi sonrasındaki bakım süreci birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

İmplant Tedavisi Öncesinde Ağız Sağlığı Neden Kritik Bir Öneme Sahiptir?

İmplant tedavisi öncesinde ağız sağlığının ideal seviyede olması, yerleştirilecek titanyum kökün çene kemiğine sağlıklı bir şekilde tutunabilmesi (osseointegrasyon) için en temel gerekliliktir. Ağız içindeki mevcut çürükler veya aktif enfeksiyonlar, cerrahi bölgeye kan veya tükürük yoluyla yayılarak tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olabileceği için öncelikle ağız içi hijyen tam anlamıyla sağlanmalıdır.

Diş hekimliği uygulamalarında herhangi bir cerrahi işlem planlandığında, işlemin yapılacağı ortamın biyolojik yükü büyük önem taşır. Ağız boşluğu, doğası gereği milyonlarca bakteriye ev sahipliği yapan karmaşık bir ekosistemdir. Bu bakterilerin birçoğu sindirime yardımcı olan faydalı mikroorganizmalar olsa da, diş taşı ve plak tabakasında birikenler hastalık yapıcı (patojen) karakterdedir. Çene kemiğine yapay bir kök yerleştirileceği zaman, o bölgedeki diş etinde minik bir kesi açılır ve kemik dokusu dış ortama açık hale gelir. Eğer hastanın ağzında halihazırda tedavi edilmemiş derin çürükler veya diş apseleri bulunuyorsa, bu açık yara bölgesine zararlı bakterilerin hücum etme riski son derece yüksektir.

Bu sebeple uzman hekimler, doğrudan eksik diş bölgesine odaklanmak yerine öncelikle tüm ağız sistemini bir bütün olarak değerlendirir. Ankara’daki muayene süreçlerinde Dr. Dt. Burçin Öncül, cerrahi randevudan önce hastanın ağzındaki diğer tüm çürüklerin dolgu ile onarılmasını, varsa kanal tedavisi gerektiren dişlerin iyileştirilmesini hedefleyen bir hazırlık planı oluşturur. Ağız içindeki çürük ve enfeksiyon odakları tamamen temizlendiğinde, cerrahi operasyon için gereken en güvenli ortam tesis edilmiş olur. Güvenli bir biyolojik ortamda yapılan müdahalelerde, yara dudaklarının birleşmesi hızlanır ve vücudun bağışıklık sistemi sadece o bölgenin onarılmasına odaklanarak iyileşme kapasitesini en üst düzeye çıkarır.

Tedavi Öncesinde Diş Eti Hastalıklarının Giderilmesi Neden Şarttır?

Diş eti hastalıkları (periodontitis), dişleri destekleyen kemik dokusunun erimesine yol açan aktif ve ilerleyici enfeksiyonlardır. Bu hastalıklar tedavi edilmeden yapay kök uygulamasına geçilmesi, enfeksiyonun doğrudan yeni yerleştirilen materyalin çevresine taşınmasına ve çevresel kemik kaybının hızlanmasına yol açacağından, öncelikle diş eti sağlığının geri kazanılması biyolojik bir zorunluluktur.

Sağlıklı bir diş eti, açık pembe renkli, sıkı dokulu ve fırçalama sırasında kanamayan bir yapıya sahiptir. Eğer hastanın diş etlerinde kırmızı, şişkin bir görünüm varsa ve en ufak bir temasla kanıyorsa, bu durum diş eti iltihabının (gingivitis) veya daha ileri seviyedeki kemik yıkımının (periodontitis) habercisidir. Yapay diş kökleri, tıpkı doğal dişler gibi kemik dokusuna ihtiyaç duyarlar. Doğal dişin etrafındaki kemiği eriten agresif bakteriler, aynı şekilde titanyum yüzeylere de tutunarak çevre dokuları yıkıma uğratabilirler.

Bu nedenle, tedavi planlamasının en hayati adımlarından biri periodontal (diş eti) tedavidir. Hastanın ağzında yoğun diş taşı (tartar) birikimi varsa, cerrahi işlemden birkaç hafta önce detaylı bir profesyonel temizlik süreci gerçekleştirilir. Gerekirse diş eti altındaki kök yüzeyleri düzleştirilir (küretaj) ve dokuların sıkılaşması için bir süre beklenir. Diş etleri sağlıklı, kanamasız ve formda bir yapıya kavuştuğunda cerrahi operasyon güvenle planlanabilir. Sağlıksız, ödemli ve kanamalı bir dokuda cerrahi kesi yapmak hem hekimin operasyon sırasındaki görüş alanını kısıtlar hem de dikişlerin tutunmasını zorlaştırarak yara iyileşmesini sekteye uğratır.

İmplant Tedavisi Öncesi Ağız İçi Hijyen Rutini Nasıl Planlanmalıdır?

Tedavi öncesi süreçte, günde en az iki kez dişlerin yumuşak süpürme hareketleriyle fırçalanması, arayüz fırçası ve diş ipi kullanımı standart hale getirilmelidir. Hekiminizin uygun görmesi halinde operasyondan birkaç gün önce başlanacak klorheksidin içerikli antiseptik ağız gargaraları, ağızdaki bakteri yükünü minimuma indirerek operasyon için en güvenli zemini hazırlar.

Bir hastanın cerrahi tedaviye biyolojik olarak hazır olması, büyük ölçüde evde sürdürdüğü kişisel ağız bakım alışkanlıklarıyla ilgilidir. İhmal edilmiş bir ağız hijyeni rutinine sahip bireylerin, operasyondan çok önce doğru alışkanlıkları kazanması gerekir. Fırçalama tekniği burada büyük önem taşır; diş fırçası sadece dişlerin görünen yüzeylerine değil, diş etinin dişle birleştiği boyun bölgelerine de 45 derecelik açıyla yerleştirilerek nazik dairesel hareketlerle uygulanmalıdır. Sert fırçalama (bastırarak fırçalama), diş etlerinde mekanik çekilmelere yol açabileceği için tercih edilmemelidir.

Bununla birlikte, sadece diş fırçası kullanmak ağız içindeki plakların ancak yüzde altmışını temizleyebilir. Kalan kısım, dişlerin birbirine temas ettiği yan yüzeylerde (arayüzler) birikir. Bu alanların temizliği için hastanın diş yapısına uygun incelikte arayüz fırçaları ve diş ipi kullanımı mutlaka günlük rutine eklenmelidir. Operasyona hazırlık sürecinde dilin fırçalanması da unutulmamalıdır, zira dil sırtı bakteriler için çok geniş bir tutunma yüzeyi oluşturur. Hekim, hastanın durumuna göre cerrahiden 2-3 gün önce kullanılması için özel medikal gargaralar önerebilir, bu gargaralar operasyon esnasında ağız florasının mümkün olan en temiz halinde kalmasına yardımcı olur.

Tedavi Öncesi Ağız İçi Hijyen Araçları ve Kullanım Amaçları

Ağız Bakım Aracı Temel Fonksiyonu ve Kullanım Amacı Tedavi Öncesi Sürece Katkısı
Yumuşak/Orta Sert Diş Fırçası Dişlerin ön, arka ve çiğneme yüzeylerindeki kaba gıda artıklarını ve yumuşak plağı uzaklaştırmak. Diş eti dokusuna zarar vermeden, genel ağız hijyenini sağlayarak dokuları operasyona hazırlamak.
Diş İpi / Arayüz Fırçası Fırçanın kıllarının ulaşamadığı, iki dişin arasındaki dar temas noktalarını temizlemek. Arayüzlerde gizlenen ve diş eti iltihabına yol açan gizli plakları yok ederek doku kanamasını durdurmak.
Dil Temizleyici (Aparat veya Fırça) Dil yüzeyindeki pürüzlü papillaların arasında biriken bakteri ve ölü hücre tabakasını sıyırmak. Ağız içindeki genel bakteri popülasyonunu azaltarak cerrahi alana mikrop göçünü engellemek.
Antiseptik Medikal Gargara Mekanik temizliğin ardından ağız içinde kimyasal bir temizlik ve antibakteriyel koruma kalkanı oluşturmak. Cerrahi operasyon anında ve hemen sonrasında doku enfeksiyonu riskini minimuma indirmek.

Cerrahi Operasyon Sonrasında İlk 24 Saat İçinde Ağız Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Operasyonu takip eden ilk 24 saat içinde cerrahi bölgeye fırça veya diş ipi ile müdahale edilmemeli, ağız asla çalkalanmamalı ve kuvvetlice tükürülmemelidir. Bu süreçte kan pıhtısının bozulmaması kemik iyileşmesi için çok önemlidir; hekimin önerdiği şekilde soğuk kompres uygulanmalı ve diğer dişler dikişlere dokunmadan çok nazikçe fırçalanmalıdır.

Çene kemiğine titanyum kökün yerleştirildiği gün, dokuların iyileşme sürecinin başladığı en kritik zaman dilimidir. Cerrahi işlem sonrasında hekim tarafından atılan dikişler yara dudaklarını bir arada tutar ve alt kısımdaki kemikte sağlıklı bir kan pıhtısı oluşur. Bu pıhtı, adeta kemik hücrelerinin üzerine inşa edileceği bir biyolojik iskele görevi görür. Hastaların bu ilk gün yaptığı en yaygın hata, ağızlarındaki kan tadından rahatsız olarak suyu şiddetle çalkalayıp tükürmeleridir. Tükürme eylemi ağız içinde negatif bir basınç (vakum) yaratır ve oluşan bu faydalı kan pıhtısının yerinden kopmasına neden olur. Pıhtı koptuğunda kemik yüzeyi açığa çıkar ve iyileşme süreci ciddi bir sekteye uğrar.

Bu sebeple uygulanan implant tedavisi sonrasındaki ilk gün ağız bakım rutini büyük oranda pasif olmalıdır. Cerrahi alanın üzerine kesinlikle diş fırçası sürülmemelidir. Ağzın diğer bölgelerinde yer alan sağlıklı dişler fırçalanabilir ancak köpük tükürülmemeli, ağızdan kendiliğinden akması beklenmeli veya su hafifçe ağıza alınıp yavaşça boşaltılmalıdır. Ödemin (şişliğin) kontrol altına alınması için hekimin tarif ettiği aralıklarla dışarıdan yanağa soğuk kompres (buz uygulaması) yapılması, hem doku içi kanamayı yavaşlatır hem de hastanın konforunu artırır. Çok sıcak, acı veya taneli yiyeceklerden uzak durmak ve reçete edilen ilaçları saati saatine kullanmak bu ilk 24 saatin altın kuralıdır.

Tedavi Sonrası İyileşme Döneminde Hangi Ağız Bakım Ürünleri Tercih Edilmelidir?

İyileşme döneminde, dikişlerin bulunduğu alanlara zarar vermemek adına ekstra yumuşak kıllı (cerrahi) diş fırçaları tercih edilmelidir. Hekiminizin reçete edeceği alkolsüz klorheksidin içerikli gargaralar yara bölgesinin kimyasal temizliğini sağlarken, doku iyileşmesi tamamen bitene kadar yüksek basınçlı ağız duşlarının cerrahi bölgeye doğrudan ve sert kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır.

İlk 24 saat atlatıldıktan sonra dokular yavaş yavaş toparlanmaya başlar. Genellikle operasyondan 7 ila 10 gün sonra dikişlerin alınması (veya eriyen dikiş kullanıldıysa erimesi) beklenir. Bu bir haftalık pencerede, cerrahi alan hala oldukça hassastır. Hastalar bu bölgenin temizliği için eczanelerde satılan “post-op” (operasyon sonrası) veya cerrahi olarak adlandırılan, kıl yapısı çok ince ve ekstra yumuşak olan özel diş fırçalarını kullanmalıdır. Bu fırçalarla sadece ilgili bölgedeki dişlerin (ve varsa iyileşme başlıklarının) üzeri çok nazik hareketlerle, dikişleri çekiştirmeden silinmelidir.

Mekanik temizliğin kısıtlı olduğu bu dönemde kimyasal temizlik büyük önem kazanır. Dr. Dt. Burçin Öncül, hastalarına bu ara dönemde kullanmaları için özel içerikli gargaralar reçete eder. Günde iki kez kullanılan bu gargaralar, cerrahi alanın üzerinde bakteri tabakası birikmesini engeller. Ancak bu gargaraların uzun süreli kullanımı doğal dişlerde renklenmeye veya tat alma duyusunda geçici değişikliklere yol açabileceği için, sadece hekimin belirttiği süre (genellikle 1-2 hafta) boyunca kullanılmalıdır. İyileşme dönemi tamamlanıp protez aşamasına geçilene kadar, operasyon bölgesine kürdan batırmak, sert arayüz fırçalarını o bölgeye zorlamak veya basınçlı su veren ağız duşlarını dikişlerin üzerine tutmak gibi travmatik hareketlerden özenle kaçınılmalıdır.

İmplant Tedavisi Sonrasında Uzun Dönem Ağız Sağlığı Nasıl Korunur?

Uzun dönem başarı için, günde iki kez rutin fırçalamanın yanı sıra köprü altlarını ve diş aralarını temizlemek üzere özel tasarlanmış süngerimsi diş ipleri (superfloss) ve uygun çaptaki arayüz fırçaları günlük rutine mutlaka eklenmelidir. Ağız duşları, protez çevrelerindeki plağı uzaklaştırmada en büyük ve en etkili yardımcı araçlardan biridir.

Kemiğe kaynaşma evresi tamamlandıktan ve estetik porselen protezler ağza sabitlendikten sonra, tedavi biyolojik ve mekanik olarak tamamlanmış sayılır. Ancak bu nokta, aslında hastanın kendi sorumluluğunun başladığı yerdir. Yapay dişlerin uzun yıllar, hatta ömür boyu sorunsuz hizmet verebilmesi için, hastanın düzenli ve titiz bir bakım uygulayıcısı olması gerekir. En büyük yanılgı, yapay malzemenin çürümeyeceği için bakıma ihtiyaç duymadığı düşüncesidir. Porselen çürümez, ancak onu taşıyan titanyum kökün etrafındaki diş eti dokusu bakteri atağına karşı son derece savunmasızdır.

Sabit protez kullanıcılarının bakım rutini, doğal dişlerini temizlemekten biraz daha detaylıdır. Özellikle yan yana birden fazla diş eksikliğinde uygulanan köprü gövdelerinin alt kısmında (diş eti ile protezin birleştiği bölgede) mikroskobik boşluklar bulunur. Bu alanlara standart bir diş fırçasının ulaşması imkansızdır. Bu sebeple hastalar her akşam, kalınlaştırılmış süngerimsi uca sahip özel diş iplerini gövdenin altından geçirerek o bölgedeki yumuşak plağı temizlemelidir. Son yıllarda kullanımı yaygınlaşan basınçlı ağız duşları (waterpik), bu alanlara sıvı basıncı uygulayarak kalan tüm gıda artıklarını ve bakterileri uzaklaştırır. Hareketli (takıp çıkarmalı) protez kullanan bireyler ise, protezlerini ağızdan çıkardıktan sonra özel fırçalar ve aşındırıcı olmayan jeller (veya protez temizleme tabletleri) ile temizlemeli, aynı zamanda ağız içindeki tutucu metalleri (bar veya topuzları) de yumuşak bir fırça ile günlük olarak fırçalamalıdır.

Doğal Dişler ve Yapay Köklerin Bakımı Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

Doğal dişler çene kemiğine kanlanması yüksek, savunma hücreleri içeren esnek liflerle tutunurken; yapay kökler kemiğe doğrudan cansız bir şekilde kaynaşır. Bu anatomik fark nedeniyle, yapay köklerin boyun kısmında biriken bakterilere karşı vücudun savunma mekanizması çok zayıftır ve bu durum çevresel temizliğin ekstra titizlik gerektirmesine neden olur.

Ağız anatomisini incelediğimizde, doğal bir dişin etrafında son derece gelişmiş bir savunma hattı görürüz. Doğal diş kökü ile kemik arasında “periodontal ligament” adı verilen ince bağ dokusu lifleri bulunur. Bu liflerin içi yoğun bir damar ağıyla kaplıdır. Herhangi bir bakteri saldırısı olduğunda, bu damarlardan hızla bağışıklık hücreleri bölgeye gelir ve enfeksiyonla savaşır. Ayrıca doğal dişi saran diş eti, dişe sıkıca yapışıktır ve bakterilerin köke doğru ilerlemesini engelleyen bir conta görevi görür.

Ancak titanyum yapılarda durum tamamen farklıdır. Titanyum kemiğe doğrudan (ankiloz) kaynaşır, etrafında o esnek ve damarlı lif yapısı bulunmaz. Diş etinin titanyum yüzeye tutunması ise doğal dişteki kadar güçlü değildir. Eğer protezin dip kısmında plak birikimi oluşursa, bakteriler bu zayıf contayı çok kolay bir şekilde aşarak doğrudan kemik seviyesine inerler. Ortada enfeksiyonla savaşacak yeterli bir damar ağı bulunmadığı için, çene kemiği doğal bir dişe kıyasla çok daha hızlı ve geri dönüşümsüz bir şekilde erimeye başlar. İşte bu yapısal farklılık, yapay dişleri olan bireylerin neden ağız hijyenlerine doğal dişleri olan bireylerden çok daha fazla özen göstermeleri gerektiğini bilimsel olarak açıklamaktadır.

Doğal Diş ile Yapay Kök Anatomik ve Bakım Karşılaştırması Tablosu

Karşılaştırma Kriteri Doğal Diş Yapısı Titanyum Yapay Kök Yapısı
Kemiğe Tutunma Şekli Periodontal ligament (esnek lifler) aracılığıyla. Osseointegrasyon (kemiğe doğrudan ve sert kaynaşma).
Kanlanma ve Savunma Çok yüksek kanlanma, güçlü bağışıklık hücresi desteği. Sınırlı kanlanma, dış etkenlere karşı zayıf savunma.
Enfeksiyonun İlerleme Hızı Kemik erimesi genellikle yıllar içinde yavaş ilerler. Peri-implantitis başladığında kemik yıkımı çok hızlı gelişebilir.
Çürüme Riski Mine ve dentin dokusu asitlerle çürüyebilir. Materyal (Titanyum/Porselen) biyolojik olarak asla çürümez.
Günlük Bakım Hassasiyeti Standart fırçalama ve arayüz temizliği yeterlidir. Gövde altları ve diş eti cebi için ekstra araçlar şarttır.

Tedavi Sürecinde Tütün Ürünleri Kullanımı Ağız Sağlığını Nasıl Etkiler?

Tütün ürünleri kullanımı, ağız içindeki kılcal damarları büzerek dokulara giden oksijen miktarını azaltır ve yara iyileşmesini ciddi şekilde geciktirir. Aynı zamanda dumanın yarattığı termal hasar bakteri plağı oluşumunu hızlandırarak yapay kökün kemiğe kaynaşma (osseointegrasyon) sürecini sekteye uğratır ve tedavinin başarısızlık riskini belirgin oranda artırır.

Ağız sağlığını tehdit eden dış faktörlerin başında gelen sigara ve diğer tütün ürünleri, özellikle cerrahi müdahaleler söz konusu olduğunda yıkıcı etkilere sahiptir. Cerrahi bir işlemden sonra vücudun iyileşme dokusu oluşturabilmesi için, yara bölgesine bol miktarda oksijen ve besin taşıyan temiz kanın ulaşması gerekir. Tütün dumanındaki nikotin, güçlü bir vazokonstriktör (damar büzücü) maddedir. Sigara içildiğinde, diş etine ve çene kemiğine giden kılcal damarlar daralır ve bölgenin kanlanması (dolayısıyla oksijenlenmesi) dramatik şekilde düşer.

Operasyon sonrası ilk birkaç hafta içinde uygulanan implant tedavilerinde, hücrelerin titanyum yüzeyine tutunabilmesi için sağlıklı bir kan dolaşımı şarttır. Sigara kullanan bireylerde bu süreç yavaşlar ve hücreler yerine bağ dokusu oluşarak vidanın sallanmasına neden olabilir. Üstelik sigara dumanı ağız florasını değiştirerek, oksijensiz ortamda üremeyi seven (anaerop) zararlı bakterilerin çoğalmasına zemin hazırlar. Bu bakteriler, kemik çevresinde hızla enfeksiyona yol açarlar. Uzmanlar, cerrahi işlemden en az birkaç hafta önce sigaranın bırakılmasını ve özellikle kemik iyileşmesinin gerçekleştiği ilk aylarda kesinlikle tütün ürünleri kullanılmamasını, tedavinin ömrünü korumak adına şiddetle tavsiye etmektedir.

İmplant Çevresi Enfeksiyonu (Peri-implantitis) Nedir ve Nasıl Önlenir?

Peri-implantitis, yetersiz ağız hijyeni sonucu yapay kök etrafında biriken bakterilerin önce diş etinde, ardından çene kemiğinde yarattığı, kemik erimesi ile karakterize yıkıcı bir enfeksiyondur. Bu durumu önlemenin temel yolu; günlük mekanik temizliğin evde kusursuz yapılması ve hekiminizin belirlediği periyodik klinik kontrollerin kesinlikle aksatılmamasıdır.

Diş hekimliği literatüründe doğal dişlerin etrafındaki kemik erimesine periodontitis, yapay köklerin etrafındaki kemik erimesine ise peri-implantitis adı verilir. Peri-implantitis, sessiz ve sinsi ilerleyen bir hastalıktır. İlk aşamada (mukozitis) sadece diş etinde kızarıklık, hafif şişlik ve fırçalama sırasında kanama ile kendini gösterir. Bu aşamada hasta hekime başvurursa, yapılacak detaylı bir temizlik ve antibakteriyel bakım ile durum tamamen geri döndürülebilir. Ancak bu uyarı işaretleri dikkate alınmazsa, iltihap kemik dokusuna doğru derinleşir.

Kemik dokusuna ulaşan bakteriler, titanyum vidanın yivleri arasına yerleşir. Titanyumun yüzeyi kemik hücrelerinin tutunması için özel olarak pürüzlendirilmiştir; işte bu pürüzlü yüzey, bakteriler için de mükemmel bir saklanma alanıdır. Bu aşamadan sonra hastanın evde fırçalayarak bu bakterileri uzaklaştırması imkansızdır. Kemik erimesi hızlanır, vida açığa çıkar ve süreç genellikle materyalin cerrahi olarak yerinden çıkarılmasıyla son bulur. Peri-implantitis riskini ortadan kaldırmanın en etkili yolu, öncelikle sigaradan uzak durmak, sistemik hastalıkları (özellikle diyabeti) kontrol altında tutmak ve ağız içindeki plağın her gün düzenli olarak ağız duşu, diş ipi ve fırça yardımıyla sıfırlanmasıdır.

İmplant Tedavisi Sonrası Profesyonel Klinik Kontrolleri Neden Aksatılmamalıdır?

Altı ayda bir yapılması gereken profesyonel klinik kontroller, gözle görülemeyen kemik içi değişimlerin radyolojik olarak takip edilmesini ve evde temizlenemeyen inatçı diş taşlarının hekim tarafından uzaklaştırılmasını sağlar. Bu sayede olası protetik veya biyolojik komplikasyonlar büyümeden tespit edilir ve restorasyonların ömrü sağlıkla uzatılır.

Pek çok hasta için tedavi süreci, dişlerin ağza takıldığı ve çiğneme fonksiyonunun başladığı gün sona ermiş gibi algılanır. Oysa insan anatomisi canlıdır ve zaman içinde çevresel faktörlere, yaşlanmaya ve beslenme alışkanlıklarına göre sürekli değişim gösterir. Ankara’daki kliniğinde hastalarını takip eden Dr. Dt. Burçin Öncül, tedavinin başarısını uzun yıllara yaymak için periyodik hekim kontrollerinin evdeki bakım kadar değerli olduğunu belirtmektedir. Düzenli kontrollere gelmeyen bir hastada, eğer protezi taşıyan iç vidalarda mikro düzeyde bir gevşeme olduysa, hasta bunu hissetmeyebilir. Ancak bu gevşeme, çiğneme kuvvetleriyle birleştiğinde protezin içindeki yapıların kırılmasına yol açar.

Aynı şekilde, gözle görülemeyen diş eti altı bölgelerinde ufak tartar birikimleri oluşmuş olabilir. Altı aylık randevularda alınan kontrol röntgenleri (panoramik veya periapikal), kemik seviyesindeki milimetrik değişimleri hekime gösterir. Hekim, diş taşı temizliği (detartraj) seansında özel karbon veya plastik uçlu aletler kullanarak titanyum yüzeyi çizmeden etraftaki plakları uzaklaştırır. Kapanış dengesi (oklüzyon) yeniden kontrol edilir, çünkü doğal dişlerin zamanla aşınması yapay dişlerin üzerine binen yükü artırabilir. Kısacası, ufak dokunuşlarla yapılabilecek periyodik revizyonlar, büyük cerrahi revizyonların önüne geçer ve hastanın yüzündeki sağlıklı gülümsemenin kalıcı olmasını sağlar.

Dr. Dt. Burçin Öncül - Ankara Gülüş Tasarımı | Zirkonyum | İmplant | Dijital Diş Hekimliği

42 Yorum
Ankara'da bir diş hekimi

Diğer Makaleler