İmplant Tedavisi Hangi Diş Eksikliklerinde Tercih Edilir?

İmplant Tedavisi Hangi Diş Eksikliklerinde Tercih Edilir?

Sağlıklı bir ağız ve diş yapısı, hem fiziksel sindirim sürecinin sağlıklı başlaması hem de estetik görünüm açısından büyük önem taşır. Ancak çeşitli nedenlerle kaybedilen dişler, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Günümüzde gelişen diş hekimliği uygulamaları sayesinde diş eksikliklerinin telafisi için pek çok farklı yöntem hastaların durumuna göre planlanabilmektedir. Bu yöntemler arasında öne çıkan uygulamalardan biri de yapay diş kökü olarak bilinen titanyum vidaların kullanıldığı tedavilerdir. Ankara’da çalışmalarını sürdüren Dr. Dt. Burçin Öncül, hastalarının klinik değerlendirmelerini yaparak uygun vakalarda bu tedavi seçeneğini hastalarıyla paylaşmaktadır. Peki, bu popüler diş hekimliği uygulaması tam olarak hangi diş kayıplarında kullanılabilir ve süreç nasıl işler?

İmplant Tedavisi Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanabilir?

İmplant tedavisi, kaybedilmiş olan dişlerin yerine fonksiyon ve estetiği yeniden kazandırmak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen, genellikle titanyumdan üretilen yapay diş kökü uygulamasıdır. Bu tedavi; tek diş eksikliklerinde, bölgesel çoklu diş kayıplarında ve ağızda hiç dişin kalmadığı tam dişsizlik vakalarında, hastanın kemik yapısı uygun bulunduğu takdirde güvenle uygulanabilir.

Bu tedavi yöntemi, temelde çene kemiğine uyum sağlayan biyolojik bir materyal olan titanyumun kemikle kaynaşması (osseointegrasyon) prensibine dayanır. Doğal diş kökünü taklit eden bu yapı, üzerine yerleştirilecek olan porselen veya zirkonyum gibi protezlere güçlü bir temel oluşturur. Her hastanın ağız yapısı, kemik yoğunluğu ve sistemik sağlık durumu farklılık gösterdiği için tedavi planlaması tamamen kişiye özel olarak yapılır. Doğru bir teşhis ve planlama ile uygulandığında, hastanın çiğneme fonksiyonlarına ve konuşma yetisine büyük katkı sağlaması hedeflenir.

Tek Diş Eksikliğinde İmplant Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tek diş eksikliğinde uygulanan implant işlemi, boşluğun her iki yanındaki sağlam dişlere hiçbir müdahalede bulunulmadan sadece ilgili dişsiz bölgeye bir adet titanyum kök yerleştirilmesiyle gerçekleştirilir. Bu sayede komşu dişlerin mine dokusu korunarak bağımsız, doğal dişe en yakın fonksiyonu gösteren estetik bir sonuç elde edilmesi amaçlanır.

Geçmiş yıllarda tek bir diş kaybedildiğinde en yaygın yaklaşım, boşluğun sağında ve solunda bulunan sağlıklı dişlerin küçültülerek bir köprü protezi yapılmasıydı. Ancak günümüz modern diş hekimliğinde, sağlam dokuların korunması esastır. Çene kemiğinde yeterli hacim bulunuyorsa, lokal anestezi altında ilgili bölgeye yapay kök yerleştirilir. Çene kemiği ile tam uyum sağlandıktan sonra, bu kökün üzerine hastanın diğer dişleriyle renk ve form açısından uyumlu bir kuron (kaplama) tasarlanır. Böylece hastalar, diş eksikliği olan bölgede rahatlıkla çiğneme yapabilirken estetik açıdan da doğal bir görünüme kavuşurlar.

Çoklu Diş Kayıplarında İmplant Tedavisi Hangi Avantajları Sağlar?

Yan yana birden fazla dişin kaybedildiği durumlarda, her bir eksik diş için ayrı bir vida yerleştirmek yerine, uygun aralıklarla yerleştirilen yapay köklerden destek alınarak sabit köprü protezleri yapılabilir. Bu yaklaşım, hareketli (takıp çıkarmalı) protez kullanmak istemeyen hastalar için sabit, konforlu ve güçlü bir çiğneme alternatifi sunar.

Özellikle arka azı dişlerinin tamamının kaybedildiği senaryolarda, geleneksel diş hekimliğinde geriden destek alınabilecek bir diş kalmadığı için genellikle kancalı (bölümlü) hareketli protezler kullanılmaktaydı. Ancak hareketli protezlerin kullanımı, bakımı ve çiğneme sırasındaki konforu her hasta için ideal olmayabilir. Ankara’daki kliniğinde hastalarını değerlendiren Dr. Dt. Burçin Öncül, çoklu diş kayıplarında kemik dokusunun durumuna göre stratejik noktalara yapay kökler yerleştirilmesini planlayabilmektedir. Örneğin, üç dişlik bir boşluk için iki adet yapay kök yerleştirilerek bu iki destek üzerine üç üyeli bir porselen köprü oturtulabilir. Bu sayede hem maliyet optimize edilir hem de hastanın hareketli protez kullanma zorunluluğu ortadan kalkar.

Tam Dişsizlik Durumunda İmplant Tedavisi Mümkün Müdür?

Ağızda hiç diş kalmadığı total dişsizlik vakalarında, yeterli kemik seviyesine sahip hastalarda çene kemiğine yerleştirilen titanyum kökler sayesinde sabit veya yarı hareketli protezler yapılabilmektedir. Bu tedavi, geleneksel damak protezlerinin yarattığı tutuculuk sorunlarını ortadan kaldırarak hastaların çok daha güçlü ve konforlu bir şekilde çiğneme yapmasına olanak tanır.

Uzun yıllar boyunca dişsiz kalmış veya mevcut dişlerinin tamamını çekim nedeniyle kaybetmiş bireyler, genellikle geleneksel tam protezleri (damaklık) kullanırlar. Özellikle alt çenede dil hareketleri ve kemik erimesi nedeniyle bu protezlerin sabit kalması oldukça zordur. Bu durum hastaların beslenme alışkanlıklarını kısıtlar ve sosyal ortamlarda özgüven eksikliğine yol açabilir. Çene kemiğine yerleştirilecek belirli sayıdaki (genellikle alt çenede en az 2 veya 4, üst çenede ise 4 veya 6) yapay kökler sayesinde protezler bu yapıların üzerine sabitlenir veya çıt-çıtlı sistemlerle (overdenture) desteklenir. Bu sayede protezin ağız içindeki hareketi sıfıra indirilmeye çalışılır ve hasta katı gıdaları dahi çok daha rahat bir şekilde tüketebilir.

Ankara’da İmplant Tedavisi Öncesi Hangi Değerlendirmeler Yapılır?

Tedavi öncesinde hastanın genel sağlık durumu, sistemik hastalıkları ve kullandığı ilaçlar detaylıca sorgulanır. Ardından 3 boyutlu dental tomografi (CBCT) çekilerek çene kemiğinin genişliği, yüksekliği, sinir dokularına ve sinüslere olan mesafesi milimetrik olarak değerlendirilir. Bu veriler ışığında en güvenilir cerrahi planlama kişiye özel olarak oluşturulur.

İmplant tedavisi başarısının en temel anahtarı, doğru teşhis ve kusursuz bir planlamadır. Ankara’da muayene sürecini yürüten Dr. Dt. Burçin Öncül, sadece ağız içini muayene etmekle kalmaz, kemiğin iç yapısını da ileri teknoloji görüntüleme yöntemleriyle analiz eder. Alt çenede mandubular sinir kanalı, üst çenede ise maksiller sinüs boşlukları tedavi planlamasında son derece kritik anatomik sınırlardır. Bu sınırlara zarar vermemek adına yapay kökün çapı ve uzunluğu tomografi verilerine dayanarak seçilir. Ayrıca hastanın diyabet, tansiyon, kalp rahatsızlıkları veya kemik erimesi gibi sistemik durumları varsa, ilgili tıp hekimleriyle konsültasyon yapılarak tedavi için uygun şartların oluşması sağlanır.

Klinik Değerlendirme ve Radyolojik Analiz Tablosu

Değerlendirme Kriteri İncelenen Faktörler Tedaviye Etkisi
Sistemik Sağlık Diyabet, hipertansiyon, kan sulandırıcı kullanımı, osteoporoz öyküsü. Cerrahi operasyonun zamanlamasını ve iyileşme sürecini doğrudan etkiler. Tıp doktoru onayı gerekebilir.
Kemik Yoğunluğu ve Hacmi Kemiğin milimetrik genişliği, yüksekliği ve sertlik derecesi (D1, D2, D3, D4 formları). Kullanılacak titanyum vidanın çapını, uzunluğunu ve ek kemik tozu gerekip gerekmediğini belirler.
Anatomik Sınırlar Alt çene siniri (Nervus Alveolaris Inferior) ve üst çene sinüs boşlukları. Operasyonun güvenli sınırlarını belirler. Gerekirse sinüs yükseltme (sinüs lift) ameliyatı planlanır.
Ağız İçi Hijyen Mevcut diş eti hastalıkları, tartar birikimi ve hastanın fırçalama alışkanlığı. Yerleştirilecek yapay kökün uzun ömürlü olması için operasyon öncesi diş eti tedavilerinin tamamlanmasını zorunlu kılar.

Diş Eksiklikleri Tedavi Edilmezse Hangi Sorunlara Yol Açabilir?

Zamanında tedavi edilmeyen diş eksiklikleri, ilgili bölgedeki çene kemiğinde erimeye, komşu dişlerin boşluğa doğru devrilmesine ve karşıt dişin boşluğa uzamasına neden olur. Çiğneme dengesi bozulduğu için eklem ağrıları başlayabilir ve gıdaların yeterince öğütülememesi sindirim sistemi rahatsızlıklarına zemin hazırlayabilir.

Diş kayıpları sadece estetik bir sorun olarak algılanmamalıdır; aynı zamanda ciddi fonksiyonel bozuklukların da başlangıç noktasıdır. Çene kemiği, çiğneme kuvvetleri sayesinde uyarılır ve hacmini korur. Diş çekildiğinde bu uyarım ortadan kalkacağı için vücut o bölgedeki kemiği gereksiz bularak zamanla eritmeye başlar (rezorbsiyon). Yıllar sonra o bölgeye müdahale edilmek istendiğinde yeterli kemik bulunamayabilir ve kemik tozu ekleme (greftleme) gibi ileri cerrahi işlemlere ihtiyaç duyulabilir. Ayrıca, boşluğun yanındaki dişler desteksiz kaldığı için o boşluğa doğru kayar ve tüm çenedeki diş dizilimi bozulur. Kapanışın bozulması çene eklemine (TMJ) asimetrik yük binmesine ve baş, boyun bölgelerine yayılan ağrılara sebep olabilir.

Dr. Dt. Burçin Öncül Tarafından Yapılan İmplant Tedavisi Aşamaları Nelerdir?

Tedavi süreci; detaylı muayene ve radyolojik teşhis, cerrahi operasyonla yapay kökün çene kemiğine yerleştirilmesi, osseointegrasyon (kemiğe kaynaşma) için bekleme süresi ve son olarak titanyum kök üzerine planlanan estetik protezin yapım aşamalarından oluşur. Her aşama hekim tarafından titizlikle kontrol edilir.

Ankara’da hizmet veren Dr. Dt. Burçin Öncül, hastalarına bu tedavi sürecini şeffaf bir şekilde anlatarak beklentilerin doğru yönetilmesini sağlamaktadır. Tedavi genel olarak şu sıralamayla ilerler:

  • Aşama 1: Hazırlık ve Planlama: Tomografi sonuçları değerlendirilir. Gerekirse operasyon öncesi ağızdaki çürükler temizlenir ve diş eti sağlığı ideal seviyeye getirilir.
  • Aşama 2: Cerrahi Uygulama: İşlem lokal anestezi altında, steril klinik koşullarında gerçekleştirilir. Çene kemiğinde küçük bir yuva açılarak titanyum vida bu yuvaya yerleştirilir ve diş eti kapatılır. İşlem süresi vakanın zorluğuna göre değişmekle birlikte genellikle kısa sürelidir.
  • Aşama 3: İyileşme Dönemi (Osseointegrasyon): Titanyum kökün çene kemiği ile biyolojik olarak kaynaşması için hastanın durumuna ve kemik kalitesine bağlı olarak alt çenede 2-3 ay, üst çenede ise 3-6 ay kadar beklenir. Bu süreçte hasta dişsiz kalmaması için gerekirse geçici protezler kullanabilir.
  • Aşama 4: Üst Yapı (Protez) Aşaması: İyileşme tamamlandığında, yapay kökün üzerine diş etini şekillendiren ufak parçalar takılır. Diş eti şekillendikten sonra ölçü alınır ve hastanın yüz estetiğine uyumlu porselen ya da zirkonyum kaplamalar laboratuvarda hazırlanarak hekim tarafından ağız içerisine sabitlenir.

Kemik Tozu (Greft) Uygulaması Hangi Durumlarda Gerekli Olur?

Çene kemiğinin uzun süre dişsiz kalması, enfeksiyonlar veya travmalar sonucunda titanyum kökü saracak yeterli kemik hacminin bulunmadığı durumlarda kemik tozu (greft) uygulaması tercih edilir. Bu işlem sayesinde çene kemiğinin genişliği ve yüksekliği artırılarak sağlıklı bir temel oluşturulur.

Bir yapay diş kökünün uzun yıllar sorunsuz şekilde ağızda kalabilmesi için etrafının en az 1-2 milimetre kalınlığında sağlıklı kemik dokusuyla çevrili olması gerekir. Eğer hastanın radyolojik muayenesinde kemik incelmiş veya kısalmış olarak tespit edilirse, aynı seans içinde veya tedaviden birkaç ay önce bölgeye kemik tozu (greft) ve bu tozu koruyan bariyer membranlar yerleştirilir. Vücut zamanla bu tozu kendi canlı kemik hücresine dönüştürür. Üst çene arka bölgelerde ise sinüs sarkması durumunda, sinüs tabanının yukarı doğru kaldırılarak altına kemik tozu yerleştirilmesi işlemine “Sinüs Lifting” adı verilir. Tüm bu ileri cerrahi teknikler, tedavi başarı oranını desteklemek amacıyla uzman hekimler tarafından dikkatle uygulanmaktadır.

İmplant Tedavisi Öncesi ve Sonrası Süreç Karşılaştırması

Kriter Tedavi Öncesi Durum Tedavi Sonrası (Beklenen Durum)
Çiğneme Fonksiyonu Eksik dişler nedeniyle gıdaları öğütme zorluğu ve tek taraflı çiğneme alışkanlığı. Eksik dişlerin tamamlanmasıyla çift taraflı, sağlıklı ve güçlü çiğneme yetisi.
Çene Kemiği Sağlığı Dişsiz bölgede uyarım olmadığı için giderek artan kemik erimesi (rezorbsiyon). Yapay kökün ilettiği çiğneme kuvvetleri sayesinde kemik hacminin korunması.
Estetik ve Konuşma Özellikle ön bölge eksikliklerinde gülümseme çekincesi ve bazı harflerin telaffuzunda zorluk. Doğal diş formundaki protezlerle estetik bir gülüş ve net bir diksiyon.
Komşu Dişlerin Durumu Boşluğa doğru kayma ve devrilme riski, kapanış bozuklukları. Komşu dişlerin yerinde sabit kalması ve doğal anatomik dizilimin korunması.

İmplant Tedavisi Ne Kadar Sürer ve İyileşme Süreci Nasıldır?

Cerrahi operasyon süresi tek diş için genellikle 15-30 dakika arasında sürerken, kalıcı dişlerin takılması için gereken toplam süre kemik iyileşmesine bağlı olarak 2 ila 6 ay arasında değişebilir. Operasyon sonrası ilk birkaç gün hafif şişlik ve sızı normal kabul edilir ve hekimin reçete edeceği ilaçlarla süreç rahatlıkla atlatılır.

Pek çok hasta, çene kemiğine yapılacak bir müdahalenin günlerce sürecek bir ağrı yaratacağından endişe eder. Ancak lokal anestezi altında yapılan cerrahi işlem sırasında hiçbir acı hissedilmez. İşlem sonrası etki geçtiğinde ise oluşabilecek hafif ağrılar, standart ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınabilir. İyileşme sürecinin rahat geçmesi için operasyonu takip eden ilk 24-48 saat boyunca hekimin önerdiği şekilde dışarıdan soğuk kompres uygulanması ödem oluşumunu büyük ölçüde engeller. Bu dönemde aşırı sıcak gıdalardan kaçınmak, sigara ve alkol tüketmemek, yara yerinin sorunsuz iyileşmesi adına çok önemlidir. Kemiğe kaynaşma evresi tamamlandıktan sonra üst protez yapım aşaması ise genellikle 1 ila 2 hafta içinde birkaç prova ile sonuçlandırılır.

Hangi Sistemik Hastalıklarda İmplant Tedavisi Uygulanırken Dikkat Edilmelidir?

Kontrol altına alınmamış şiddetli diyabet (şeker) hastalığı, yeni geçirilmiş kalp krizleri, aktif kanser tedavisi görenler ve ağır kemik erimesi ilaçları (bifosfonat türevi) kullanan hastalarda implant tedavisi riskli olabilir. Bu durumlarda mutlaka hastayı takip eden tıp hekimi ile konsültasyon yapılmalıdır.

Diş hekimliği prosedürleri lokal işlemler gibi görünse de, yara iyileşmesi vücudun genel sistemik sağlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, diyabetik bir hastada kan şekeri HbA1c seviyesi istenilen aralıkta ise ve hastalık diyet veya ilaçla kontrol altında tutuluyorsa, enfeksiyon riskine karşı antibiyotik baskısı altında cerrahi işlem başarıyla planlanabilir. Ancak şekeri düzensiz seyreden hastalarda yara iyileşmesi gecikeceği için kemik kaynaşması başarısız olabilir. Aynı şekilde kalp sağlığı için kan sulandırıcı kullanan bireylerin, operasyon öncesinde doktorlarının kontrolünde ilaç protokollerini düzenlemeleri gerekebilir. Dr. Dt. Burçin Öncül, hastalarının tıbbi anamnezini (geçmişini) detaylı bir şekilde formlar üzerinden alır ve en güvenli sağlık koşullarını oluşturmadan cerrahi müdahaleye başlamaz.

İmplant Tedavisi Sonrası Ağız Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Tedavi sonrası doğal dişlerinizde olduğu gibi günde en az iki kez diş fırçalamak, diş ipi veya arayüz fırçası kullanmak şarttır. Özellikle yapay köklerin diş eti ile birleştiği boyun bölgelerinde bakteri plağı birikimini önlemek için ağız duşu kullanımı tavsiye edilir ve 6 aylık rutin hekim kontrolleri aksatılmamalıdır.

Toplumda, titanyum köklerin ve porselen dişlerin asla çürümeyeceği için bakıma ihtiyaç duymayacağı gibi tamamen yanlış bir kanı vardır. Evet, titanyum ve porselen çürümez; ancak bu materyalleri çevreleyen diş eti ve çene kemiği canlı dokulardır ve bakterilerden etkilenirler. Ağız hijyenine dikkat edilmediğinde, doğal dişlerin etrafında oluşan diş eti iltihabının (gingivitis) bir benzeri yapay kök etrafında da oluşabilir (peri-implantitis). Bu iltihaplanma ilerlerse, yapay kökün etrafındaki çene kemiği eriyebilir ve tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasına, vidanın kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle, başarılı bir cerrahinin uzun yıllar ağızda hizmet edebilmesi tamamen hastanın günlük bakım alışkanlıklarına ve rutin diş taşı temizliği randevularına sadık kalmasına bağlıdır.

Uygulanması Gereken Ağız Bakım Rutini

  • Yumuşak veya Orta Sertlikte Fırça: Diş etlerine zarar vermeden, süpürme hareketiyle yüzeyleri temizleyin.
  • Arayüz Fırçaları: Özellikle köprü protezlerinin alt kısımlarını ve komşu dişlerle olan aralıkları temizlemek için hekiminizin önereceği kalınlıktaki arayüz fırçalarını kullanın.
  • Diş İpi Kullanımı (Superfloss): Özel olarak tasarlanmış kalın ve süngerimsi diş ipleri ile köprü gövdelerinin altını temizlemek mümkündür.
  • Ağız Duşu (Waterpik): Tazyikli su püskürten cihazlar, özellikle çoklu diş eksikliklerinde uygulanan tedavilerde, fırçanın ulaşamadığı kör noktalardaki gıda artıklarını uzaklaştırmada çok etkilidir.
  • Profesyonel Kontrol: Yılda en az iki kez panoramik röntgen ile kemik seviyesi kontrol edilmeli ve profesyonel diş temizliği (detartraj) yapılmalıdır.

Sigara Kullanımı İmplant Tedavisini Nasıl Etkiler?

Sigara içmek, ağız içindeki kan dolaşımını ve dokulara giden oksijen miktarını azalttığı için yara iyileşmesini ciddi oranda geciktirir. Aynı zamanda enfeksiyon riskini artırarak yapay kökün çene kemiğine kaynaşmasını (osseointegrasyon) engelleyebilir ve tedavinin uzun dönem başarı oranını düşürür.

Cerrahi müdahaleler sonrasında vücudun bölgeye hızla sağlıklı kan hücrelerini göndermesi beklenir. Ancak sigara dumanındaki karbonmonoksit ve nikotin, kılcal damarları büzerek bu onarım mekanizmasını baskılar. Özellikle ameliyattan sonraki ilk haftalarda yoğun sigara tüketimi, yara yerinin açılmasına ve dikişlerin enfekte olmasına zemin hazırlar. Araştırmalar, yoğun sigara tüketen bireylerde tedavi başarısızlığı riskinin, sigara içmeyenlere kıyasla önemli ölçüde yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle hekimler, operasyondan bir süre önce sigaranın bırakılmasını veya iyileşme dönemi boyunca en aza indirilmesini şiddetle tavsiye ederler.

Hareketli Protezlerden İmplant Tedavisine Geçiş Nasıl Olur?

Uzun yıllar takıp çıkarmalı damaklık kullanan hastalar, kemik yoğunlukları tomografi ile onaylandıktan sonra çene kemiklerine yerleştirilecek yapay kökler sayesinde sabit veya tutuculuğu yüksek hareketli protezlere geçiş yapabilirler. Bu geçiş, hastanın çiğneme konforunu ve yaşam kalitesini ciddi anlamda yükseltir.

Hareketli protezler, zamanla eriyen çene kemiğine uyum sağlamakta zorlanır ve hastalar protezlerinin konuşurken veya gülerken ağızlarından fırlamasından endişe duyarlar. Bu durum sosyal izolasyona kadar varan psikolojik etkilere yol açabilir. Çene cerrahisinde gelişen teknikler sayesinde, örneğin All-on-4 veya All-on-6 olarak bilinen konseptlerle açılı yerleştirilen implant sayılarıyla, hareketli protezler tamamen çöpe atılarak yerine damakları kapatmayan, sabit, kendi dişiniz gibi hissettiren hibrit porselen protezler yapılabilmektedir. Üst damakta takılıp çıkarılan protezlerin yarattığı tat alma kaybı ve mide bulantısı refleksleri, bu tedavi modeli ile ortadan kaldırılabilir. Hastalar süreç sonunda elmalarını ısırarak yiyebilecek ve özgürce gülümseyebilecek güvene tekrar kavuşurlar.

İmplant Tedavisi İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular Nelerdir?

Hastalar genellikle işlemin ağrılı olup olmadığını, yaş sınırını, alerji riskini ve malzemelerin ömrünü merak etmektedir. Tedavi genellikle ağrısızdır, büyüme ve gelişimini tamamlamış (ortalama 18 yaş üstü) sağlıklı her bireye uygulanabilir ve kullanılan titanyum materyali doku dostu olduğundan alerji riski yok denecek kadar azdır.

  • Yaş sınırı var mıdır? Tedavide üst yaş sınırı yoktur; genel sağlık durumu ve kemik yapısı uygun olan 80 yaşındaki bir hastaya bile güvenle uygulanabilir. Alt yaş sınırı ise kemik gelişiminin tamamlandığı 18-20 yaş civarıdır.
  • Vücut titanyum vidayı reddeder mi? Titanyum, biyolojik olarak doku dostu (biyouyumlu) bir elementtir. Vücudun bu materyali antijen olarak algılayıp böbrek veya kalp nakillerindeki gibi “reddetmesi” tıbbi olarak söz konusu değildir. Başarısızlıklar genellikle enfeksiyon, kötü ağız bakımı veya aşırı sigara tüketimi gibi dış faktörlerden kaynaklanır.
  • Tedavi süresince dişsiz mi kalacağım? Hayır, özellikle estetik bölge olan ön diş eksikliklerinde cerrahi işlemle aynı gün veya birkaç gün içinde geçici estetik dişler takılarak hastanın sosyal yaşantısına devam etmesi sağlanır.
  • Lazerle implant tedavisi nedir? Dikişsiz veya flepsiz cerrahi olarak da bilinen bu yöntemde, tomografi verileriyle hazırlanan özel cerrahi rehberler sayesinde diş eti kesilmeden, sadece vidanın gireceği kadar milimetrik bir alan açılarak işlem gerçekleştirilir. Uygun vakalarda operasyon süresini kısaltır ve kanamayı en aza indirir.

Dr. Dt. Burçin Öncül - Ankara Gülüş Tasarımı | Zirkonyum | İmplant | Dijital Diş Hekimliği

42 Yorum
Ankara'da bir diş hekimi

Diğer Makaleler