Süt Dişlerinde Yer Tutucu Nedir?
Süt dişlerinde yer tutucu; dişin doğal dökülme zamanından çok önce çürük, travma veya enfeksiyon sebebiyle çekilmesi durumunda, boşluğa komşu olan diğer dişlerin bu alana kaymasını engellemek ve alttan gelecek olan kalıcı dişin çene kavisinde doğru eksende sürebilmesi için gereken mesafeyi korumak amacıyla kişiye özel tasarlanan pasif diş hekimliği aygıtlarıdır.
Çocukluk çağında çene kemiği ve diş dizilimi sürekli bir gelişim halindedir. Dişler, ağız içinde birbirlerine temas ederek dengede kalırlar ve çene kavisinde bir bütünlük oluştururlar. Süt dişleri, sadece o anki çiğneme fonksiyonunu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda altlarında kemik içinde gelişimini sürdüren kalıcı diş tomurcukları için bir “rezervasyon alanı” yaratırlar. Bu doğal rezervasyon, kalıcı dişin sürme zamanı geldiğinde engelsiz bir yola sahip olmasını destekler.
İşte yer tutucular, bu doğal rezervasyon sisteminin erken yaşta bir diş kaybıyla sekteye uğradığı durumlarda devreye giren kurtarıcı mekanizmalardır. Diş hekimi tarafından ölçü alınarak çocuğun ağız yapısına uygun olarak genellikle metal alaşımlardan veya medikal akrilik materyallerden üretilirler. Bu aygıtlar aktif olarak dişleri hareket ettirmezler (tel tedavisi gibi dişi itmez veya çekmezler); temel görevleri sadece var olan durumu pasif bir şekilde dondurarak boşluğun daralmasını fiziksel olarak bloke etmektir.
Süt Dişlerinde Yer Tutucu Hangi Durumlarda Kullanılır?
Süt dişlerinde yer tutucu; çocuğun süt dişi tedavi edilemeyecek boyutta derin bir çürük veya şiddetli enfeksiyon nedeniyle mecburen çekildiğinde, travma sonucu dişin kökü hasar görüp düştüğünde ve yapılan radyolojik incelemede alttaki kalıcı dişin ağız içine sürmesine henüz altı aydan daha uzun bir süre olduğu tespit edildiğinde boşluğu muhafaza etmek amacıyla kullanılır.
Bir süt dişinin kaybedilmesinin ardından yer tutucu yapılıp yapılmayacağına karar verirken diş hekimlerinin en çok dikkat ettiği kriter “zamanlama”dır. Her çocuğun diş değiştirme takvimi biyolojik olarak farklılık gösterebilir. Örneğin, 8 yaşındaki bir çocuğun sallanan ön kesici dişinin çekilmesi durumunda, alttan gelecek kalıcı dişin zaten yolu açılmış ve sürmeye hazır olduğu için yer tutucuya ihtiyaç duyulmayabilir.
Ancak, durum özellikle arka süt azı dişlerini ilgilendiriyorsa senaryo tamamen değişir. Süt azı dişleri, genellikle 10 ila 12 yaşlarına kadar ağızda kalması beklenen çok önemli çiğneme birimleridir. Bir çocuğun 5 yaşında süt azı dişini kaybettiği düşünüldüğünde, alttan gelecek kalıcı küçük azı dişinin çıkmasına henüz 5-6 yıl gibi uzun bir süre vardır. Bu uzun süre zarfında çene kemiğindeki boşluğun açık kalması biyolojik olarak imkansızdır. Bu tarz erken arka diş kayıplarında, kalıcı dişin sürme yolunu garanti altına almak adına yer tutucu kullanımı pedodonti literatüründe standart bir yaklaşımdır.
Erken Süt Dişi Kaybı Çene Gelişimini Nasıl Etkiler?
Erken süt dişi kaybı; çiğneme kuvvetlerinin çene kemiğine eşit dağılmasını engelleyerek kemik gelişiminin o bölgede yavaşlamasına, boşluğa doğru devrilen komşu dişler nedeniyle çene kavis uzunluğunun kısalmasına ve alt-üst çene kapanış ilişkisinin (oklüzyon) bozularak asimetrik veya yetersiz bir çene büyüme modelinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Çene kemiklerinin ideal boyutlarına ulaşması, çiğneme kaslarının düzenli ve dengeli bir şekilde çalışmasına bağlıdır. Diş eksikliği olan bir çocuk, o bölgede yemek yerken diş etinin acıdığını hissedeceği için içgüdüsel olarak besinleri ağzının hep diğer tarafıyla çiğnemeye başlar. Tek taraflı çiğneme alışkanlığı, aktif olarak çalışan taraftaki kasların fazla gelişmesine, kullanılmayan taraftaki kemik ve kas dokusunun ise daha zayıf kalmasına yol açar. Bu asimetrik yüklenme, çocuğun yüz estetiğinde ve çene eklemi (TME) gelişiminde sorunlara zemin hazırlayabilir.
Bununla birlikte, diş kavis uzunluğu (çenenin dişleri dizebileceği alan) erken diş kayıplarında hızla azalır. Çene kemiği yeterince genişleyemediğinde ve alan daraldığında, alttan gelecek olan kalıcı dişler, kendi boyutlarına uygun bir yer bulamazlar. Bu anatomik darlık, dişlerin doğal eksenleri dışında sürmesine sebep olarak çene gelişimi ile diş boyutları arasındaki uyumu bozar.
Yer Tutucu Kullanılmazsa Diş Diziliminde Hangi Sorunlar Oluşur?
Yer tutucu kullanılmazsa; çekim boşluğunun arkasında bulunan dişler öne doğru kayarak boşluğu kapatır, bu durum alttan gelecek kalıcı dişin çene kemiğinde gömülü kalmasına veya çene kavisinin dışına/içine doğru çapraşık bir açıyla sürmesine sebep olarak ileride karmaşık ve uzun süreli ortodontik tedavi ihtiyacı doğurur.
Dişlerin ağız boşluğundaki en temel biyolojik eğilimi, sürekli olarak ön orta hatta (midline) ve birbirlerine doğru hareket etmeleridir. Aradan bir süt dişi çıktığında, özellikle boşluğun hemen arkasındaki dişler (örneğin 6 yaşında süren kalıcı birinci büyük azı dişi), destek bulamadığı için hızlıca öne doğru devrilir. Bazen sadece birkaç ay içerisinde bir dişlik boşluğun yarısından fazlası kapanabilir.
Alttaki kalıcı dişin kök gelişimi tamamlanıp diş etini delerek çıkmaya çalıştığında, karşısında devrilmiş dişlerden oluşan aşılmaz bir bariyer bulur. Bu durumda diş, kendine en az direnç gösteren yolu seçer; yanak tarafına veya damak tarafına doğru eğimli çıkarak “çapraşıklık” dediğimiz estetik ve fonksiyonel problemi yaratır. Bazı vakalarda ise diş hiçbir şekilde yol bulamaz ve kemik içerisinde “gömülü diş” olarak kalır. Gömülü dişlerin tedavisi cerrahi operasyonları ve uzun yıllar süren tel tedavilerini gerektirebilen oldukça zorlu süreçlerdir.
Erken Diş Kaybının Mekanik Sonuçları
| Oluşan Mekanik Değişim | Klinik Etkisi | Uzun Vadeli Sonucu |
|---|---|---|
| Komşu Dişlerin Öne Devrilmesi | Kavis uzunluğunun kısalması ve yer darlığı. | Ortodontik (tel) tedavi gereksinimi. |
| Kalıcı Dişin Yolunun Kapanması | Kalıcı dişin kemik içinde sıkışması. | Gömülü diş oluşumu ve olası kist riski. |
| Karşıt Çenedeki Dişin Uzaması | Çekilen dişin karşısındaki dişin boşluğa doğru sarkması. | Çene kapanışının (oklüzyonun) bozulması. |
Süt Dişlerinde Yer Tutucu Çeşitleri Nelerdir?
Süt dişlerinde yer tutucu çeşitleri, hekim tarafından çocuğun eksik diş sayısına, ağız yapısına ve genel uyum düzeyine göre değerlendirilerek sabit ve hareketli olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır; her iki tür de özel ölçüler alınarak laboratuvar ortamında kişiye özgü olarak tasarlanır.
Yer tutucu planlamasında “tek tip” bir çözüm yoktur. Çocuğun kaç dişini kaybettiği, diş eksikliğinin çenenin tek bir tarafında mı yoksa her iki tarafında mı olduğu ve çocuğun verilen talimatlara uyma kapasitesi apareyin türünü belirler. Çocuk Diş Hekimliği kliniklerinde hekimler, tüm bu parametreleri göz önünde bulundurarak çocuğun günlük yaşamını en az etkileyecek ve boşluğu en güvenli şekilde koruyacak tasarımı seçerler.
Apareyler genellikle paslanmaz çelik medikal tellerden, metal bantlardan ve özel dental akriliklerden (plastik benzeri sağlam doku dostu materyaller) üretilir. Hem sabit hem de hareketli yer tutucuların temel fonksiyonu aynı olmakla birlikte, ağız içindeki tutunma biçimleri ve çocuk tarafından kullanım pratikleri birbirinden farklılık gösterir.
Sabit Yer Tutucular Nedir ve Hangi Avantajları Sunar?
Sabit yer tutucular, genellikle tek diş eksikliklerinde çekim boşluğunun yanındaki sağlam dişe özel dental yapıştırıcılarla sabitlenen ve çocuğun kendisinin çıkaramadığı apareylerdir; kaybolma riskinin bulunmaması, çocuğun kullanım inisiyatifine ihtiyaç duymadan sürekli koruma sağlaması ve ağız içinde minimum hacim kaplayarak konforlu bir deneyim sunması en büyük avantajlarıdır.
Sabit yer tutucular (örneğin “Bant-Loop” adı verilen tipler), tek taraflı erken süt azı kayıplarında diş hekimlerinin ilk tercihidir. Tasarım oldukça sadedir; çekim boşluğunun arkasındaki dişe bir metal yüzük (bant) oturtulur ve bu banttan uzanan kalın bir metal tel, çekim boşluğunun üzerinden geçerek öndeki dişe dayanır. Böylece arkadaki dişin öne devrilmesi mekanik olarak imkansız hale getirilir.
Bu apareylerin “sabit” olması, tedavi başarısını çocuğun motivasyonundan bağımsız hale getirir. Takıp çıkarılan apareylerde çocukların aygıtı kaybetmesi veya takmayı unutması gibi riskler varken, sabit yer tutucular ağızda 7/24 görev başındadır. Ayrıca damak kısmını kaplamadıkları için konuşma üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmazlar ve dilin hareket alanını kısıtlamazlar. Çocuğun adaptasyon süreci genellikle sadece birkaç gün sürer.
Hareketli Yer Tutucular Nedir ve Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Hareketli yer tutucular, genellikle birden fazla süt dişinin erken kaybedildiği, iki taraflı boşlukların bulunduğu durumlarda tercih edilen ve çocuğun takıp çıkarabildiği akrilik gövdeli (damaklıklı) apareylerdir; gerektiğinde eksik dişlerin yerine yapay dişler eklenerek çiğneme ve konuşma fonksiyonlarının aynı anda geri kazandırılmasını destekler.
Bazen çocuklar şiddetli biberon çürükleri veya büyük travmalar sebebiyle aynı anda birçok dişini kaybedebilir. Birden fazla diş eksikliğinde sadece telden oluşan sabit apareyler yetersiz kalır veya destek alınacak sağlam diş bulunamayabilir. Bu gibi çoklu kayıp vakalarında hareketli yer tutucular planlanır. Yetişkinlerin kullandığı hareketli protezlere benzeyen bu aygıtlar, çocuğun damağına oturan renkli bir akrilik taban ve dişlere tutunan ince tel kroşelerden oluşur.
Hareketli yer tutucuların en büyük artısı, boşlukları sadece tel ile korumakla kalmayıp, o boşluklara estetik yapay dişler yerleştirilmesine olanak tanımasıdır. Özellikle ön bölgedeki kayıplarda çocuğun estetik kaygı yaşamasını önler ve pelteklik gibi konuşma sorunlarını giderir. Ancak bu apareylerin başarısı tamamen çocuğun uyumuna bağlıdır. Yemek yerken veya diş fırçalarken çıkarılabilen bu aygıtların, günün geri kalanında düzenli olarak takılması hekim tarafından tavsiye edilir.
Sabit ve Hareketli Yer Tutucuların Karşılaştırılması
| Özellik | Sabit Yer Tutucular | Hareketli Yer Tutucular |
|---|---|---|
| Kullanım Alanı | Tek veya az sayıda diş eksikliği. | Çoklu ve iki taraflı diş eksiklikleri. |
| Takıp Çıkarma | Sadece hekim tarafından takılıp çıkarılır. | Çocuk kendisi rahatça takıp çıkarabilir. |
| Kullanım Kolaylığı | Çocuğun unutma/kaybetme riski yoktur. | Düzenli takma disiplini ve sorumluluk gerektirir. |
| Fonksiyon Desteği | Sadece boşluğu korur, dişi yerine koymaz. | Yapay diş eklenerek çiğnemeyi/konuşmayı destekler. |
Süt Dişlerinde Yer Tutucu Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Süt dişlerinde yer tutucu tedavisi; hekimin klinik ve radyolojik değerlendirmesinin ardından çocuğun çene yapısının geleneksel ölçü maddeleri veya dijital tarayıcılarla kalıbının alınması, bu hassas ölçünün laboratuvara gönderilerek kişiye özel apareyin üretilmesi ve son seansta hazırlanan aygıtın dişe uyumlanarak sabitlenmesiyle uygulanır.
Yer tutucu yapım süreci genellikle çocuğun konforunu bozmayan, acı hissi yaratmayan son derece rahat seanslardan oluşur. İlk aşama, çekim kararının verilmesi veya önceden çekilmiş bir dişin boşluğunun değerlendirilmesidir. Diş çekimi yapıldıktan sonra diş etinin hafifçe iyileşmesi beklenir ve ardından ölçü aşamasına geçilir. Günümüz teknolojisinde geleneksel hamur benzeri ölçü maddelerinin yanı sıra, çocuklarda bulantı refleksini uyandırmayan ağız içi optik kameralarla (dijital ölçü) saniyeler içinde üç boyutlu sanal ölçüler de alınabilmektedir.
Alınan bu ölçüler, özel dental laboratuvarlara iletilir. Teknisyenler, alçı modeller veya 3D yazıcı çıktıları üzerinde çalışarak hekimin belirlediği tasarıma göre yer tutucuyu hazırlar. İkinci ve genellikle son seansta, laboratuvardan gelen aparey çocuğun ağzında denenir. Sabit bir aparey ise dişe özel materyallerle yapıştırılır; hareketli bir aparey ise çocuğa ve aileye nasıl takılıp çıkarılacağı uygulamalı olarak gösterilerek teslim edilir.
Yer Tutucuların Ağız İçinde Kalma Süresi Nasıl Belirlenir?
Yer tutucuların ağız içinde kalma süresi, boşluğun altından gelmekte olan kalıcı dişin kök gelişim hızına ve sürme pozisyonuna göre belirlenir; hekimin düzenli radyolojik takipleri sonucunda kalıcı dişin tacı diş etinden görünmeye başladığı an, yer tutucunun görevini başarıyla tamamladığı kabul edilerek ağızdan uzaklaştırılır.
Yer tutucular ömür boyu ağızda kalması için tasarlanmış cihazlar değildir; geçici bir “köprü” görevi üstlenirler. Bu apareylerin ne zaman çıkarılacağına ebeveynler değil, düzenli klinik takipleri yapan hekim karar vermelidir. Çocuğun her altı ayda bir yapılan rutin kontrollerinde, yer tutucunun durumu ve alttaki dişin pozisyonu incelenir.
Kalıcı diş kemik içerisinde yeterli olgunluğa ulaşıp diş etini deldiğinde (ağız ortamında bir kısmı görünür hale geldiğinde), kendi yerini kendisi koruyabilecek kapasiteye ulaşmış demektir. İşte tam bu aşamada yer tutucunun ağızda kalmasının bir anlamı kalmaz. Hekim, sabit yer tutucuyu özel aletlerle dişe hiçbir zarar vermeden dakikalar içinde çıkartır. Hareketli apareylerin kullanımına ise son verilir. Çıkarma işlemi son derece basittir ve çocuk açısından hiçbir stres barındırmaz.
Yer Tutucu Kullanımı Sırasında Ağız Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?
Yer tutucu kullanımı sırasında ağız bakımı; ebeveyn denetiminde günde iki kez özenli fırçalamayı, sabit apareylerin bant kısımları etrafında gıda birikimini önlemek için detaylı temizliği ve hareketli apareylerin ağız dışına çıkarılarak akan su altında ayrı bir fırça ve sıvı sabunla (macunsuz) hijyenik hale getirilmesini kapsar.
Ağız içinde bulunan her türlü yabancı aygıt, gıda artıklarının ve bakteri plağının tutunması için ekstra yüzeyler oluşturur. Bu nedenle yer tutucu kullanan çocukların ağız hijyenine normalden daha fazla özen göstermeleri gerekir. Sabit yer tutucuların dişe yapıştırıldığı metal halkaların etrafı, plak birikimine en yatkın bölgelerdir. Çocuğun bu bölgeleri özenle fırçaladığından emin olunmalı, fırçanın ulaşamadığı noktalar için hekimin önereceği arayüz fırçaları veya gargaralar rutine dahil edilmelidir.
Hareketli yer tutucuların bakımı ise biraz daha farklıdır. Aygıtın kendisi diş macunu ile fırçalanmamalıdır; çünkü macunların içindeki aşındırıcı partiküller akrilik yüzeyi çizebilir ve mikro çiziklerde bakteri üremesine zemin hazırlayabilir. Hareketli aparey ağızdan çıkarıldıktan sonra yumuşak bir sıvı sabun ve sadece aygıta özel tahsis edilmiş ayrı bir fırça ile akan ılık su altında temizlenmelidir. Aparey kullanılmadığı zamanlarda (örneğin hekimin önerisiyle gece çıkarılıyorsa) kuru peçete içinde değil, nemli kalması için temiz bir su dolu özel saklama kabında muhafaza edilmelidir.
Yer Tutucular Konuşma ve Çiğneme Fonksiyonlarını Etkiler Mi?
Yer tutucular, ilk takıldıkları günlerde ağız içinde yeni bir hacim kapladıkları için hafif bir farklılık hissi veya tükürük artışı yaratsalar da, genellikle birkaç günlük adaptasyon süresinin ardından konuşma ve çiğneme fonksiyonlarını olumsuz etkilemezler; aksine diş eksikliğinden kaynaklanan boşlukları telafi ederek çiğneme etkinliğini desteklerler.
Ağız içi dokuları son derece hassastır ve milimetrik bir değişimi dahi anında fark eder. Bir yer tutucu takıldığında çocuğun dilinin sürekli olarak o metale veya akriliğe gitmesi çok doğaldır. İlk 48 saat içerisinde çocuğun telaffuzunda çok hafif farklılıklar hissedilebilir veya artan tükürük salgısına bağlı olarak yutkunma sıklığı değişebilir. Ebeveynlerin bu dönemde sabırlı olması ve çocuğa bu durumun geçici olduğunu telkin etmesi uyum sürecini hızlandırır.
Çocukların adaptasyon yeteneği yetişkinlere göre çok daha yüksektir. Birkaç gün içerisinde beyin, o aygıtı ağzın doğal bir parçası olarak kabul eder ve kaslar buna göre yeniden programlanır. Sabit yer tutucular çok ince tellerden oluştuğu için çiğnemeyi veya konuşmayı pratikte hiçbir şekilde kısıtlamaz. Üzerinde yapay dişler bulunan hareketli yer tutucular ise eksik olan dişin görevini üstlenerek çocuğun besinleri daha rahat koparmasını ve estetik olarak gülümserken kendini daha güvende hissetmesini sağlar.
Kırılan veya Düşen Yer Tutucular İçin Hangi Adımlar Atılmalıdır?
Sabit bir yer tutucunun yerinden oynaması, bandının gevşeyerek düşmesi veya hareketli bir apareyin akrilik kısmının kırılması durumunda vakit kaybedilmeden hekime başvurulmalıdır; aparey ağız dışındayken dişlerin kayarak boşluğu kapatma riski bulunduğundan, aygıtın yeniden yapıştırılması veya onarılması için müdahale süreci ertelenmemelidir.
Çocukların hareketli doğası veya sert gıdalar (yapışkan şekerler, sert kuruyemişler vb.) tüketmeleri bazen sabit yer tutucuların yapıştırıcısının çözülmesine neden olabilir. Eğer aparey dişte sallanıyor ancak tamamen çıkmamışsa, çocuğun aygıtı kendi başına çıkarmaya çalışmasına izin verilmemeli ve kliniğe gidene kadar sert gıdalardan uzak durması sağlanmalıdır. Eğer aygıt tamamen düşmüşse, aygıt saklanarak hekime götürülmeli; ezilmemesi veya bükülmemesi için sert bir kutu içinde muhafaza edilmelidir.
Hareketli yer tutucular ise genellikle temizlik sırasında lavaboya düşürülme veya yanlışlıkla üzerine oturulma gibi nedenlerle kırılabilir. Çatlamış veya kırılmış bir hareketli aparey kesinlikle çocuğun ağzına tekrar takılmamalıdır; kırık kenarlar çocuğun damağını yaralayabilir. Çene kemiğindeki boşluklar, özellikle büyüme atağındaki çocuklarda haftalar içinde hızla daralabileceği için, her iki durumda da kliniğe başvurmak için bir sonraki randevu tarihi beklenmemeli, acil bir randevu talep edilmelidir.
Ankara’da Dr. Dt. Burçin Öncül Kliniğinde Yer Tutucu Süreci Nasıl Yönetilir?
Ankara’da hizmet sunan Dr. Dt. Burçin Öncül kliniğinde yer tutucu süreci; çocuğun psikolojik konforunun ön planda tutulduğu, fiziksel veya dijital yöntemlerle konforlu ölçülerin alındığı, kişiselleştirilmiş güvenilir laboratuvar tasarımlarının yapıldığı ve ailelerin her aşamada şeffaf bir şekilde bilgilendirildiği disiplinli bir takiple yönetilir.
Çocuk hastalarımızla yürüttüğümüz tüm klinik süreçlerde olduğu gibi, yer tutucu planlamasında da temel önceliğimiz çocuğun hekime duyduğu güveni sarsmadan işlemleri tamamlamaktır. Çocuk Diş Hekimliği alanındaki birikimimiz ışığında, erken süt dişi kayıplarında sadece boşluğu korumakla kalmıyor, aynı zamanda bu durumun neden oluştuğunu (çürük, beslenme hatası vb.) analiz ederek aileyi gelecekteki olası risklere karşı bilinçlendiriyoruz.
Kliniğimizde yer tutucu uygulandıktan sonra hasta ile iletişimimiz kesilmez. Rutin kontrollerle apareyin dokularla olan uyumu, dişe olan tutunuculuğu ve alttan gelecek kalıcı dişin panoramik veya bölgesel radyografilerle seyri düzenli olarak denetlenir. Amacımız, uygulanan bu koruyucu aygıtların çocuğun çene gelişimine en ufak bir engel teşkil etmeden, kalıcı dişlerin sağlıklı ve düzgün bir kavis üzerinde sürmesine kusursuz bir rehberlik sağlamasıdır.
Çocukların Yer Tutucu Apareylere Alışma Süreci Nasıl Desteklenir?
Çocukların yer tutucu apareylere alışma süreci; ebeveynlerin ve hekimin motive edici olumlu iletişim dili kullanması, apareyin dişi koruyan “özel bir kalkan” gibi eğlenceli metaforlarla tanıtılması ve ilk günlerde adaptasyonu hızlandırmak adına yumuşak, çiğnemesi kolay gıdalarla beslenmeye özen gösterilmesiyle başarılı bir şekilde desteklenir.
Çocuk psikolojisi, olayları yetişkinlerden daha farklı bir sembolizm üzerinden okur. Ebeveynlerin yer tutucu aparey hakkında endişeli konuşmaları, bu endişenin doğrudan çocuğa geçmesine neden olur. Bunun yerine, “bu küçük tel senin yeni gelecek güzel dişin için yer tutan bir bekçi” gibi hikayeleştirmeler, çocuğun apareyi benimsemesini sağlar. Özellikle hareketli apareylerde çocuğa renk seçimi yaptırmak, onun bu sürece dahil olduğunu hissetmesi açısından çok değerlidir.
Adaptasyonun ilk birkaç gününde çocuğun ağız içinde hafif bir hassasiyet hissetmesi veya tükürük salgısının artması son derece normaldir. Bu günlerde çocuğa yoğurt, püre, muz ezmesi veya çorba gibi çiğneme refleksini zorlamayacak yumuşak gıdalar sunmak, konfor alanını genişletir. Çocuğun şikayetleri geçici olduğu için sabırla dinlenmeli ancak apareyin çıkartılması yönündeki taleplerine kararlılıkla, sevgi dolu bir dille karşı durulmalıdır. Kısa sürede çocuk, ağzındaki bu yeni duruma alışacak ve apareyin varlığını tamamen unutacaktır.