Zirkonyum Kaplama Hangi Dişlerde Uygulanabilir?
Zirkonyum kaplama, sahip olduğu üstün yapısal mukavemet ve doğal mineyi taklit eden estetik özellikleri sayesinde ağız içindeki tüm diş gruplarında güvenle uygulanabilen çok yönlü bir protetik tedavi yöntemidir. İster gülüş hattında yer alan ön grup kesici dişlerde, isterse de yoğun çiğneme kuvvetlerine maruz kalan arka grup azı dişlerinde yaşanan madde kayıpları, renkleşmeler veya yapısal bozukluklar, bu yöntemle hem görsel hem de fonksiyonel bütünlük sağlanarak onarılmaktadır.
Diş hekimliğinde bir materyalin tüm çene bölgelerinde kullanılabilmesi için birbirine zıt iki temel özelliği aynı anda barındırması gerekir: Estetik zarafet ve mekanik direnç. Geçmiş yıllarda estetik amaçlı kullanılan porselenler arka bölgelerde kırılgan kalırken, direnç için kullanılan metaller ise ön bölgelerde görsel olarak tatmin edici sonuçlar verememekteydi. Zirkonyum dioksit bileşiği, laboratuvar ortamında işlenerek bu iki ihtiyacı tek bir bünyede toplamayı başarmıştır. Bu durum, materyalin hem anterior (ön) hem de posterior (arka) bölgelerde restorasyon planlamalarının temel yapıtaşı haline gelmesini sağlamıştır.
Hangi dişe uygulanacağı kararı, hekimin yapacağı detaylı ağız içi muayene, radyolojik değerlendirme ve oklüzal (kapanış) analizi sonucunda verilir. Her dişin anatomik kök yapısı, üzerine binen yük miktarı ve diş etiyle olan ilişkisi farklıdır. Bu nedenle, materyalin kendisi her bölgeye uygun olsa da, laboratuvarda tasarım yapılırken ilgili dişin çenedeki görevine göre kalınlık, form ve yüzey özellikleri spesifik olarak şekillendirilir.
Zirkonyum Kaplama Ön Dişlerde Uygulanabilir Mi?
Ön grup kesici dişler ve köpek dişleri (kaninler), zirkonyum kaplama uygulamasının estetik açıdan en çok tercih edildiği ve en başarılı sonuçların alındığı bölgelerdir. Doğal diş minesinin ışığı geçirme özelliğini (translüsensi) yüksek oranda taklit eden bu materyal, ön bölgedeki kırık, aralıklı, renkleşmiş veya form bozukluğu olan dişlerin yüz hatlarıyla uyumlu ve doğal bir görünüme kavuşturulmasında temel tedavi seçeneklerinden biridir.
Bir insan gülümsediğinde veya konuştuğunda ilk göze çarpan alan, üst ve alt çenenin ön bölümünde yer alan dişlerdir. Bu bölgede (gülüş hattı) yapılacak herhangi bir restorasyonun doğallıktan uzak, opak veya mat bir yapıda olması, kişinin estetik ifadesini doğrudan olumsuz etkiler. Metal altyapılı eski nesil porselenlerde karşılaşılan ve diş eti kenarında oluşan gri-siyah yansımalar, ön bölge estetiğinde istenmeyen durumlardır. Zirkonyumun kendi renginin beyaz ve krem tonlarında olması, diş etiyle birleştiği sınırda bu tür kararmaların yaşanmasını engeller.
Ön dişlerde ışık geçirgenliği çok kritik bir konudur. Gün ışığı veya yapay ışık kaynakları dişe vurduğunda, ışık mine tabakasından geçerek içerideki dentin dokusundan yansımalıdır. Bu biyolojik yansıma, dişe canlılık katar. Ön bölge için hazırlanan bloklar, laboratuvar aşamasında yüksek ışık geçirgenliğine sahip olacak şekilde (yüksek translüsent) özel olarak üretilir. Böylece yapılan kaplamalar, yanındaki doğal dişlerden ayırt edilemeyecek bir derinlik ve parlaklık kazanır.
Arka Azı Dişlerinde Zirkonyum Kaplama Kullanılır Mı?
Arka azı dişlerinde meydana gelen geniş çürükler, madde kayıpları veya köprü restorasyonu gereksinimlerinde zirkonyum kaplama yoğun olarak kullanılır. Arka bölgedeki dişlerin temel görevi olan öğütme işlemi sırasında ortaya çıkan yüksek basınca ve çiğneme kuvvetlerine karşı, materyalin sahip olduğu yüksek bükülme ve kırılma direnci (megapaskal değeri) uzun vadeli yapısal bütünlük sağlar.
Ağız anatomisine baktığımızda, çiğneme işlemi sırasında çene kaslarının (masseter ve temporal kaslar) ürettiği kuvvetin büyük bir kısmı küçük azı (premolar) ve büyük azı (molar) dişlerinin üzerine biner. Bu bölgedeki dişlerin oklüzal (çiğneyici) yüzeyleri oldukça geniştir ve besinleri parçalamak için tasarlanmıştır. Bu nedenle, arka bölgeye uygulanacak bir kaplamanın estetik olmasının yanı sıra, kırılmalara karşı olağanüstü bir direnç göstermesi beklenir.
Zirkonyumun bu bölgedeki uygulamalarında genellikle “monolitik” (tek parça) tasarımlar tercih edilir. Monolitik tasarımlarda, altyapı üzerine ekstra bir porselen tabakası işlenmek yerine, restorasyonun tamamı tek bir zirkonyum bloktan kazınarak üretilir. Bu yöntem, porselen atması veya yonga kopması (chipping) gibi riskleri tamamen ortadan kaldırır. Arka dişlerde dahi metal rengi görmekten rahatsız olan ve ağzını genişçe açtığında doğal beyaz dişler görmek isteyen hastalar için ideal bir yaklaşımdır.
Ön ve Arka Dişlerdeki Uygulama Farklılıkları Nelerdir?
| Değerlendirme Kriteri | Ön Grup Dişler (Kesiciler ve Kaninler) | Arka Grup Dişler (Küçük ve Büyük Azılar) |
|---|---|---|
| Öncelikli Hedef | Maksimum estetik uyum, doğallık ve gülüş simetrisi. | Yüksek çiğneme direnci, doku dostu yapı ve fonksiyonellik. |
| Blok Tercihi | Yüksek ışık geçirgenliğine sahip (Translüsent) bloklar. | Maksimum dayanıklılığa sahip (Yüksek Dirençli veya Monolitik) bloklar. |
| Mekanik Yük | Kesme ve koparma kuvvetleri, daha düşük eksenel baskı. | Öğütme ve ezme kuvvetleri, yoğun dikey ve yatay basınç. |
| Doku Tasarımı | Komşu dişlerin yüzey anatomisini birebir taklit eden mikro detaylar. | Karşıt çeneyle kilitlenmeyi sağlayan doğru tüberkül (tepecik) eğimleri. |
Çarpık Dişlerin Düzeltilmesinde Zirkonyum Tedavisi Tercih Edilir Mi?
Hafif veya orta dereceli diş çapraşıklıklarının bulunduğu, ancak hastanın uzun süreli ortodontik (tel) tedavi görmek istemediği durumlarda, dişlerin dizilimini, formunu ve eksen eğimlerini yeniden düzenlemek amacıyla zirkonyum kaplama tedavisi etkili bir alternatif olarak tercih edilebilir. Bu sayede hem çapraşıklık giderilir hem de dişlerin rengi ve şekli estetik standartlara uygun hale getirilir.
İdeal diş dizilimi, hem çiğneme fonksiyonunun sağlıklı yürütülmesi hem de diş fırçalama sırasında temizliğin kolay yapılması için önemlidir. Çarpık veya üst üste binmiş dişlerin araları yeterince temizlenemediği için bu bölgelerde çürük ve diş eti hastalıkları riski artar. Geleneksel olarak bu tür dizilim bozukluklarının asıl tedavisi ortodontidir. Ancak yetişkin hastaların birçoğu, iş veya sosyal yaşantıları gereği uzun süren braket veya şeffaf plak tedavilerini tercih etmeyebilmektedir.
Bu gibi senaryolarda, hekim tarafından yapılan dikkatli bir analiz sonucunda protez planlamasına geçilebilir. İlgili çapraşık dişlerin üzerlerinden belirli ölçülerde minimal şekillendirmeler (preparasyon) yapılarak, laboratuvar ortamında ideal kavise (çene yayı) uygun yeni diş formları tasarlanır. Zirkonyumun şekillendirilebilir yapısı sayesinde, içeriye doğru dönük veya dışarıya doğru fırlak duran dişlerin görünümü tamamen düzeltilerek, çene hattıyla uyumlu simetrik bir diş dizilimi elde edilir.
Kanal Tedavisi Görmüş Zayıf Dişlere Zirkonyum Kaplama Yapılabilir Mi?
Kanal tedavisi işlemi sonucunda sinirleri alınan ve canlılığını yitirerek zamanla kırılganlaşan dişlerin yapısal bütünlüğünü korumak, çiğneme kuvvetleri altında çatlamasını veya kırılmasını engellemek amacıyla ilgili dişe zirkonyum kaplama yapılması diş hekimliğinde standart ve koruyucu bir prosedürdür. Bu uygulama, zayıflamış diş dokusunu 360 derece sararak bir kalkan görevi üstlenir.
Bir dişe endodontik tedavi (kanal tedavisi) uygulandığında, dişin iç kısmındaki damar ve sinir paketi temizlenir. Bu işlem dişi enfeksiyondan kurtarsa da, dişi besleyen damarlar olmadığı için diş zamanla nemini kaybederek kurur ve cansız bir ağaç dalı gibi kırılgan hale gelir. Özellikle madde kaybının çok olduğu, geniş dolgulu kanal tedavili dişler, üzerlerine gelen ufak bir çiğneme kuvvetinde bile dikey olarak köke kadar çatırdama riski taşır.
Eğer kanal tedavili dişte köke kadar inen bir kırık oluşursa, dişin çekilmesinden başka bir seçenek kalmayabilir. Bunu önlemek amacıyla, kanal tedavisi tamamlandıktan sonra dişin etrafı eşit oranda şekillendirilir ve üzerine tam kapsamlı bir kuron yerleştirilir. Zirkonyum materyali, doku dostu olması ve diş eti ile mükemmel adaptasyon sağlaması sayesinde, zayıflamış bu dişleri dış travmalara karşı uzun yıllar koruma altına alır. Ayrıca kanal tedavili dişlerde sıkça görülen içsel morarma ve grileşme sorunları da bu kaplamanın opak altyapısı sayesinde tamamen maskelenir.
İmplant Üstü Protezlerde Zirkonyum Materyali Hangi Durumlarda Kullanılır?
Çene kemiğine yerleştirilen titanyum implantların üzerine yapılan kalıcı protez restorasyonlarında, özellikle estetik beklentinin yüksek olduğu bölgelerde, diş eti uyumunun kritik olduğu tek diş eksikliklerinde veya çoklu köprü uygulamalarında zirkonyum materyali tercih edilir. İmplant parçaları (abutment) ile mükemmel biyolojik uyum sağlayarak diş etinin sağlıklı formunu destekler.
İmplant cerrahisi, eksik dişlerin köklerini taklit eden titanyum vidaların çene kemiğine kaynaşması esasına dayanır. Kemik ile kaynaşma (osseointegrasyon) tamamlandıktan sonra, implantın içinden diş etinin üzerine doğru çıkan ve asıl protezi taşıyacak olan ara parçalara “abutment” adı verilir. Geleneksel olarak bu abutmentlar titanyumdan üretilir ve gri renklidir. Ancak özellikle ön bölgelerde, diş eti ince olan hastalarda bu gri metal, diş etinden mor bir yansıma yapabilir.
Bu estetik sorunu aşmak için modern diş hekimliğinde sadece üst kaplama olarak değil, abutment olarak da zirkonyum kullanılabilmektedir. İmplant üstüne yapılan kuronların zirkonyumdan tasarlanması, protezin gerçek bir diş gibi diş etinin içinden doğal bir çıkış profili (emergence profile) sergilemesine yardımcı olur. Malzemenin yüzey özellikleri plak tutulumunu zorlaştırdığı için, implant çevresinde gelişebilecek diş eti enfeksiyonu (peri-implantitis) riskini de büyük ölçüde düşürür.
Diş Eksikliklerinde Zirkonyum Köprü Uygulaması Hangi Dişleri Kapsar?
Yan yana bir veya birkaç dişin kaybedildiği durumlarda, boşluğun önünde ve arkasında bulunan sağlam dişlerin destek (ayak) olarak kullanıldığı zirkonyum köprü uygulamaları planlanır. Bu köprüler, eksik olan ön kesicilerin, küçük azıların veya büyük azı dişlerinin yerini alarak çiğneme kavsini tamamlar ve dişsiz boşluğa komşu dişlerin kaymasını engeller.
Diş kayıpları tedavi edilmediğinde, boşluğun yanındaki dişler zamanla o boşluğa doğru eğilmeye başlar, karşı çenedeki diş ise aşağı (veya yukarı) doğru uzar. Bu durum tüm kapanış dengesini bozar. İmplant tedavisine uygun olmayan kemik yapısına sahip hastalarda veya implant tercih edilmeyen durumlarda, geleneksel köprü protezleri devreye girer. Köprü yapımında, boşluğun iki yanındaki sağlam dişler minimal düzeyde küçültülerek üzerlerine destek kaplamalar yerleştirilir, ortadaki boşluk ise gövde dişlerle doldurulur.
Zirkonyum, bükülme tokluğu sayesinde kısa ve orta açıklıklı köprü (örneğin 3 veya 4 üyeli köprüler) restorasyonlarında son derece başarılıdır. Ancak arka bölgelerde çok uzun dişsiz boşluklar varsa (örneğin 3 diş yan yana eksikse), köprü gövdesi esneme yapıp kırılma riski taşıyabileceği için hekim, boşluğun açıklığına ve destek dişlerin kök yapısına göre vakanın bu materyale uygun olup olmadığını titizlikle değerlendirir.
Renk Değişimi Yaşamış Dişlerde Zirkonyum Kaplama Nasıl Bir Sonuç Verir?
Çocukluk çağında kullanılan bazı antibiyotiklere bağlı tetrasiklin renklenmeleri, florozis lekeleri veya beyazlatma işlemlerine yanıt vermeyen kalıtsal ve içsel renk değişimleri yaşayan dişlerde, zirkonyum kaplama mükemmel bir kamuflaj görevi görür. Altyapının opaklık seviyesi hekim tarafından ayarlanarak, alttaki koyu veya lekeli mine dokusu tamamen maskelenir ve istenilen parlak beyaz ton elde edilir.
Diş renklenmeleri dışsal (çay, kahve, tütün kullanımına bağlı yüzey lekeleri) ve içsel (dişin anatomik yapısına yerleşmiş renklenmeler) olmak üzere ikiye ayrılır. Dışsal renklenmeler klinik ortamda yapılan profesyonel diş taşı temizliği ve polisaj işlemleriyle giderilebilirken, içsel renklenmeler diş beyazlatma (bleaching) yöntemleriyle her zaman istenilen seviyede açılamayabilir. Özellikle ileri derece florozis vakalarında dişin yüzeyinde kahverengi çukurcuklar ve yoğun alacalı bir görünüm mevcuttur.
Tam seramik (E-max) gibi çok şeffaf materyaller, alttaki aşırı koyu rengi maskelemede bazen yetersiz kalabilir. Işık, şeffaf materyalden geçip alttaki karanlık zemine çarptığında protezin rengini de grileştirir. Zirkonyum oksit iskeleti ise istenilen kalınlıkta ve opaklıkta işlenebildiği için, tıpkı koyu renk bir duvara çekilen kalın bir astar boya gibi alttaki kötü rengi bloke eder. Üzerine işlenen porselen katmanıyla da dişe doğal canlılığı verilir.
Uygulanabilen ve Uygulanamayan Durumlar Tablosu
| Klinik Durum | Zirkonyum Kaplama İçin Uygunluk Durumu | Alternatif / Ek Tedavi Gereksinimi |
|---|---|---|
| Kanal tedavili kırılgan dişler | Uygulanabilir (Koruyucu kalkan sağlar) | Madde kaybı çoksa fiber post ile desteklenmesi gerekebilir. |
| İmplant üstü tek/çoklu protezler | Uygulanabilir (Diş eti uyumu mükemmeldir) | Tüm çene (All-on-4) vakalarında özel hibrit planlama yapılır. |
| Hafif-Orta Çapraşıklık / Boşluk (Diastema) | Uygulanabilir (Gülüş tasarımı kapsamında) | Şiddetli çapraşıklıklarda öncelikle ortodonti değerlendirilmelidir. |
| Hareketli (Sallanan) Periodontal Dişler | Uygulanamaz (Diş yük taşıyacak durumda değildir) | Öncelikle diş eti tedavisi (splintleme veya çekim) planlanmalıdır. |
| Gelişimini Tamamlamamış Çocuk Dişleri | Uygulanamaz (Çene büyümesi ile protez uyumsuzlaşır) | 18 yaş beklenmeli veya pedodontik geçici çözümler uygulanmalıdır. |
Kırık veya Madde Kaybı Olan Dişlere Zirkonyum Uygulanır Mı?
Travma sonucu kırılarak madde bütünlüğünü kaybeden, derin çürükler sebebiyle dolgu yapılamayacak kadar zayıflayan veya yaşa bağlı aşınmalar nedeniyle dikey boyutu kısalan dişlere zirkonyum kaplama rahatlıkla uygulanır. Bu tedavi ile dişe eski anatomik formu, kaybolan hacmi ve komşu dişlerle olan doğru temas yüzeyleri geri kazandırılarak dişin çekime gitmesi önlenmiş olur.
Dişlerdeki madde kayıpları bazen ani gelişen bir kaza (düşme, çarpma, sert bir cisim ısırma) sonucu meydana gelirken, bazen de asitli gıda tüketimi veya diş sıkma (bruksizm) gibi nedenlerle yıllar içinde yavaşça gelişen aşınmalar (abrazyon, erozyon) şeklinde görülür. Özellikle gece diş gıcırdatan hastalarda, dişlerin çiğneme yüzeyleri dümdüz olur ve dişin boyu kısalır. Bu kısalma, alt çene ile üst çene arasındaki mesafenin kapanmasına ve çene eklemlerinde (TME) ağrılara yol açar.
Bu tür yaygın madde kayıplarında dolgu yapmak hem tutuculuk açısından yetersiz kalır hem de eklem mesafesini yükseltmek için oklüzal rehabilitasyon sağlanamaz. Zirkonyum kuronlar, dişi çepeçevre sardıkları için güçlü bir tutunma yüzeyi yaratır. Dişlerin boyları laboratuvar ortamında planlanarak yeniden eski uzunluklarına getirilir, hastanın alt yüz yüksekliği (dikey boyutu) dengelenir ve eklem sağlığı korunarak dişler estetik bir görünüme kavuşur.
Zirkonyum Kaplama Uygulanmaması Gereken Dişler ve Durumlar Nelerdir?
Zirkonyum kaplama; kemik erimesine bağlı olarak aşırı derecede sallanan dişlere, kökünde aktif enfeksiyon ve kist bulunan tedavi edilmemiş dişlere, diş eti iltihabının yoğun olduğu bölgelere veya çok uzun açıklıklı ve destek diş sayısının yetersiz olduğu köprü planlamalarına doğrudan uygulanmamalıdır. Ayrıca çene gelişimini henüz tamamlamamış genç bireylerde sabit protez uygulamaları ertelenmelidir.
Diş hekimliğinde her tedavi yönteminin belirli sınırları ve kontraendikasyonları (uygulanmaması gereken durumlar) mevcuttur. Başarılı bir protezin en önemli kuralı, protezi taşıyacak olan temelin (diş kökü ve çevre kemik dokusu) sağlam olmasıdır. Eğer dişi destekleyen çene kemiğinde ileri derecede yıkım varsa (periodontitis) ve diş mobil (hareketli) ise, o dişin üzerine dünyanın en sağlam materyalinden kaplama da yapılsa, kısa bir süre sonra diş köküyle beraber ağızdan düşme riski taşır.
Benzer şekilde, kök ucunda apse veya iltihap olan bir dişe, kanal tedavisi yapılıp enfeksiyon kurutulmadan kaplama yapılması, enfeksiyonun daha da alevlenmesine neden olur. Bir diğer kısıtlayıcı faktör ise biyomekanik sınırlardır. Örneğin, arkada destek alınacak hiçbir azı dişinin kalmadığı (serbest sonlu) durumlarda, ön dişten destek alarak havada asılı kalan (kanatlı) uzun zirkonyum köprüler yapmak mekanik kurallara aykırıdır ve destek dişin kaybına yol açar. Bu durumlarda implant veya hareketli protezler tercih edilmelidir.
Zirkonyum Diş Tedavisi Öncesinde Diş Eti Sağlığı Nasıl Olmalıdır?
Zirkonyum kaplama sürecine başlanabilmesi için diş etlerinin tamamen sağlıklı, kanamasız, açık pembe renkli ve sıkı bir formda olması tıbbi bir zorunluluktur. Aktif iltihabı olan, şiş ve ödemli diş etleri üzerine yapılacak protetik işlemler ölçü aşamasında yanılgılara, protez bitiminde ise kenar uyumsuzluklarına neden olacağı için, hazırlık öncesinde mutlaka periodontal tedaviler tamamlanmalıdır.
Restoratif diş hekimliğinde altın kural, “pembe estetik” (diş eti sağlığı) olmadan “beyaz estetiğin” (dişlerin görünümü) hiçbir anlam ifade etmeyeceğidir. Diş etleri, kaplamaların oturduğu çerçeveyi oluşturur. Eğer hastanın ağzında tartar (diş taşı) birikimi varsa ve diş etleri gingivitis (diş eti iltihabı) nedeniyle şişmişse, bu ödemli doku gerçek diş eti seviyesini gizler. Böyle bir durumda diş kesimi (şekillendirme) yapılıp ölçü alınırsa, ödem geçtikten sonra diş eti çekilecek ve kaplamanın sınırları açığa çıkarak kötü bir görüntü oluşacaktır.
Bu sebeple Ankara kliniğinde Dr. Dt. Burçin Öncül yönetimindeki tedavi protokolünde, estetik restorasyonlara geçilmeden önce kapsamlı bir ağız hijyeni eğitimi verilir. Gerekli görülen vakalarda profesyonel diş taşı temizliği (detartraj) ve kök yüzeyi düzleştirilmesi işlemleri uygulanır. Diş etlerinin iyileşmesi ve sağlıklı formuna kavuşması için birkaç gün veya hafta beklendikten sonra, gerçek sınırlar üzerinden kalıcı protezlerin yapım aşamasına geçilir.
Zirkonyum Kaplama Sürecinde Geçici Dişler Hangi Dişlere Uygulanır?
Tedavi sürecinde preparasyon (şekillendirme) yapılan tüm ön ve arka dişlere, ölçü alımının hemen ardından klinikte akrilik veya kompozit bazlı geçici dişler uygulanır. Bu geçici kaplamalar, asıl protezler laboratuvarda hazırlanana kadar geçen süreçte hastanın estetik görünümünü korumasını, sıcak-soğuk hassasiyeti yaşamamasını ve temel beslenme fonksiyonlarına kesintisiz devam etmesini sağlayan koruyucu yapılardır.
Diş kesimi işlemi sırasında, dişlerin etrafındaki mine dokusu belli oranlarda aşındırıldığı için alttaki dentin tübülleri açığa çıkar. Eğer bu aşındırılmış dişler ağız ortamında çıplak bırakılırsa, hasta nefes aldığında bile havadan kaynaklı şiddetli bir sızlama hissedebilir. Ayrıca dişler küçültüldüğü için görünüm olarak estetik dışı bir tablo ortaya çıkar ve kişinin günlük sosyal yaşantısı olumsuz etkilenir. Geçici diş uygulaması, modern diş hekimliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Geçici dişler genellikle ölçü seansında, ağız içindeki silikon şablonlar kullanılarak hekim tarafından koltuk başında (chair-side) dakikalar içinde üretilir. İlgili dişlere geçici bir medikal simanla tutturulan bu yapılar, aynı zamanda diş etlerinin yeni formuna alışmasına (şekillenmesine) yardımcı olur. Hasta, asıl zirkonyumları yapılana kadar geçirdiği 5-7 günlük süreçte, kabuklu veya yapışkan gıdalar (sakız, karamel vb.) tüketmemeye özen göstererek geçici dişlerini rahatlıkla kullanabilir.
Ankara Lokasyonunda Zirkonyum Kaplama Süreci Nasıl İlerler?
Ankara lokasyonunda hizmet sunan klinik ortamında süreç; öncelikle hastanın panoramik radyografi ve ağız içi muayenesi eşliğinde ihtiyaçlarının saptanmasıyla başlar. Ardından lokal anestezi altında konforlu bir diş şekillendirme ve dijital/konvansiyonel ölçü alımı evresine geçilir; laboratuvar ortamında hassasiyetle hazırlanan protezlerin altyapı ve estetik provalarının onaylanmasıyla restorasyonlar medikal ajanlarla dişlere sabitlenir.
Dr. Dt. Burçin Öncül tarafından titizlikle yürütülen bu süreçte, hastanın beklentileri ve hekimin biyolojik gerçeklikleri bir araya getirilerek ortak bir tedavi planı oluşturulur. Ön görüşme sırasında, uygulanacak dişlerin konumları, gülüş hattının durumu ve seçilecek materyalin özellikleri detaylıca analiz edilir. İşlemin uygulanacağı gün, hastanın işlem sırasında hiçbir rahatsızlık hissetmemesi amacıyla lokal anestezi uygulanır, böylece son derece konforlu bir ortamda şekillendirme işlemi tamamlanır.
Ölçülerin laboratuvara iletilmesinin ardından başlayan teknik üretim sürecinde hastalar ara provalara davet edilir. Altyapı provasında diş etine uyum, estetik provada ise (dentin/mine provası) dişlerin rengi, büyüklüğü ve hastanın yüz hattıyla olan harmonisi test edilir. Hastanın da onayı alındıktan sonra, diş yüzeyleri özel solüsyonlarla arındırılır ve üretilen kaplamalar sızdırmazlık sağlayan güçlü yapıştırıcılarla kalıcı yerlerini alır.
Zirkonyum Dişlerin Fonksiyonel ve Estetik Ömrü Hangi Faktörlere Bağlıdır?
Zirkonyum dişlerin ağız içi kullanım süresi ve estetik performansını koruması; hastanın günlük kişisel ağız hijyeni rutinine sadık kalmasına, altı aylık periyodik diş hekimi kontrollerini aksatmamasına ve diş sıkma, sert cisimleri ısırma gibi restorasyonlara mekanik zarar verebilecek travmatik alışkanlıklardan uzak durmasına doğrudan bağlıdır.
Restoratif diş hekimliğinde hiçbir materyal doğada kendi kendine çürümese de, restorasyonu taşıyan organik dokuların (diş kökü ve diş eti) sağlığı protezin ömrünü belirleyen temel faktördür. Hasta, günde en az iki kez etkili bir fırçalama yapmalı, diş ipi ve arayüz fırçası kullanarak diş eti sınırındaki bakteri plağını uzaklaştırmalıdır. Bakımsız bir ağızda, kaplamanın altındaki kök çürüyeceği için sağlam bir zirkonyum kaplamanın altından dişin kaybedilmesi gibi üzücü sonuçlar yaşanabilir.
Bununla birlikte, materyalin kendi fiziksel ömrünü kısaltan en büyük tehlike parafonksiyonel (anormal) alışkanlıklardır. Strese bağlı diş gıcırdatma sorunu olan hastalarda, tedavi bitiminde koruyucu gece plakları hazırlanarak uyku esnasında kaplamalara gelecek aşırı yüklerin emilmesi hedeflenir. Ayrıca fındık, ceviz gibi kabuklu yiyeceklerin dişlerle kırılmaya çalışılması veya kalem ısırma gibi alışkanlıklar, doğal diş minesi için ne kadar zararlıysa, protetik kaplamalar için de o derece risklidir. Doğru bakım ve özenle, bu restorasyonlar uzun yıllar boyunca hastanın sağlıklı gülümsemesine eşlik eder.